PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hiç Bir Doz En İyi Değildir -III-


Bora TK.
23-02-2010, 23:28
Tüm bu notlar benim şahsi tecrübelerimin pratik/teorik bilgilerimin birleşiminden oluşmuştur ve eminim ki pek çok yüzen balığı kurtarabilir. Çok kötü enfekte bir balığı tedavi ederken biraz yüksek doz uygularım ve üst sınır gökyüzüdür(ağır, umutsuz vakalarda %200). Her zaman başlangıçta yüksek dozla başlayıp daha düşük (ancak önerilen dozdan yüksek) dozlarla devam ederim. Yüksek doz uygulamanın diğer bir nedeni ise iç enfeksiyon geçiren bir balık yem yemiyorsa sudaki ilaç konsantrasyonunun enfekte organdaki ile hiç alakası yoktur. Balık yem yiyorsa, yem sudaki ilacı emer ve sonuçta ilaç balığın vücudunda serbest kalır. Bu durumda ilaç çok daha etkindir ve muhtemelen yaklaşık %20’lik bir fazla doz yeterli olur. Balık yem yemiyorsa vücuduna giren ilaç miktarı çok daha az ve çoğu kez de yetersiz olur. Böyle durumlarda daha büyük bir yüksek doz şarttır. Patojenin ana akvaryumda da var olduğundan şüpheleniyorsam bütün akvaryumu tedavi ederim /ancak burada tavsiye edilen dozu kullanırım). Bunun nedeni patojenlerin ana akvaryumda muhtemelen az yoğunlukta bulunmasıdır, bu da onların etkinliğini minimize eder. Önerilen dozda tedavi genellikle yeterlidir. Size abartmak amaçlı anlatmıyorum, yalnızca düşünmeniz ve ona göre davranmanız için tavsiye ediyorum.

Bende bazı balıklarımı kaybettim. Daha da ötesi onları patojenin mi yoksa uyguladığım dozun mu öldürdüğünü bilmiyorum. Pek çok durumda olay o kadar hızlı gelişti ki yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Ancak bazen de basitçe “kayıp vaka” olan bazı durumlarda balıkları kurtarmayı başardım, bunların arasında Discus Plague(2004 yılı) ve Solungaç kurtları vakası da var. Kurtardığım balık sayısı kaybettiklerime oranla çok daha fazla, bu nedenle lütfen tavsiyeme uyun. Farklı ilaçları dönüşümlü kullanmak daha iyi olur.Bunu uygularsanız mikro organizmalar direnç geliştirse bile(ki tavsiyeme uyarsanız geliştiremeyeceklerdir) onlar için yeni dolayısıyla tamamen etkin olan ikinci ilaç tarafından öldürüleceklerdir. Literatürleri inceleyin, çoğu zaman bir patojen birden çok antibiyotiğe duyarlıdır, bu ilaçlar arasında değişim yapabilirsiniz. Örneğin bloat’ta herzaman metronidazol ve Bactrim ile başlarım (tabii başlangıçta çözünürlüğü olmayan artıkları temizlerim!!) ve ilk iki dozdan sonra (üçüncü bir doz ölümcül olabilir) daha düşük dozda Doksisiline dönerim.


Dozlar arasında %50 ye yakın (%30’dan fazla) su değişimi uygulanır. Dirençli türlerin gelişmesine yol açmayan başka antibiyotikleri araştırın. Örneğin nitrofurantoin (bir klasik-Piyeloseptyl 50mg/25Lt.suda) oldukça dar bir antibiyotik spektruma(aralığa) sahiptir ancak dirençli tür gelişimine izin vermez. Son nesil antibiyotiklere tercih edilmelidir. Son nesil antibiyotikler bilinen eski ilaçlar işe yaramadığında kullanılmalıdır.

Son olarak altın kural dediğim bir şey daha var: İlaçları yalnızca gerçekten gerekli olduklarında kullanın, her zaman değil. İlaçlar her zaman son çare, vakayı kaybetmeden önce yapılacak son şey olarak kullanılmalıdır. Tıbbın babası Hipokrat “önlemek her zaman tedavi etmekten daha iyidir” demiş. Bu kesinlikle doğrudur. Evlerinde her çeşit tedavi ilaçları bulunan ve bunları ilk belirtide kullanmaya hazır pek çok hobici var. Akvaryumlarının senede 40 günden fazla ilaçsız kalması benim için sürpriz olur. Düzenli su değişimleri yaparak su kalitesine önem verilse (filtre bir hafta önce durmuşsa ya da aşırı kirlilik nedeniyle dolmuşsa, hastalık başlayacağını bilmek için dahi olmak gerekmez), yeni alınmış balığa zorla yem yedirmek yada doğru besleme alışkanlıkları türe uygun yem çeşitliliği (***tubiflekse hayır, canlı balıkla yemlemeye hayır), balıkları daha yakından gözlemleseniz (hırpalanmış yada yaralı bir balığı zamanında ayırmak), başlangıçtan itibaren birbirine uyumlu balıklar seçilse (yaralı ve stresli balıklardan kaçınmak için) ve son olarak bir kitap (yada forumlarda pek çok makaleler) okumak için zaman ayrılsa her şey çok daha kolay olur. Bazen balığın immün sistemi tepki vererek patojeni öldürecektir. Bu durumda çift karınız olacaktır, ilaç kullanmamış olursunuz ve dirençli bir balığınız olur. Leke vs. gördüğünüzde bir gün kadar izleyin, küçülüyor ya da kayboluyorsa ilaç kullanmayın.
Her zaman elinizde bir adet karantina tankı olsun, tek bir balık için 50Lt, aynı anda birkaç balık tedavi edilecekse 100 Lt.lik edinin.(yada 100 Lt. alın ikiye bölme şansınız var)
Hem daha az su sarfiyatıyla su değişimi yapmış olursunuz,(olumsuz bir durumda değişiklik ve müdahale etme şansınız daha fazla)
Hem daha az ilaç kullanmış olursunuz(50 Lt. suya 1 doz atmak varken neden 250 Lt. suya 5 doz atasınız ki –(paranızda, ilacınızda boşa harcanmamış olur)
Bu altın kuralı özetleyecek olursak: İlaçları gerektiğinde ve doğru dozda kullanın. Tedavi süresini iyi belirleyin hiçbir zaman yetersiz sürede uygulamayın yada işe yaramadığını düşünerek yarıda kesmeyin ,,,

(Bir sonraki Makalem "Tuz" tatlı mı? tuzlu mu?,,,)

Savaş AYDIN
23-02-2010, 23:51
Bora abi eline sağlık çok güzel bir makale daha okuduk sayende kulağıma küpe olacak bilgiler edindim sayende tekrar eline emeğine sağlık.

Haftaya buğün aynı vakitte bekleyeceğim yeni makaleyi.

ShotokaN
27-02-2010, 20:03
Kayıt olalı bir gün olmasına rağmen ,discus bakımı ve onları yaşatmayla alakalı epey bilgi edindim.Emeği geçenlere teşekkürler.
Saygılarımla.