PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : En iyi canlı yem sizce hangisi ?


Hürkan
18-02-2008, 17:52
Diskuslarımız için sizce en iyi canlı yem hangisi?

Vedat Yılmaz
18-02-2008, 21:26
Sivrisinek larvası üzerine canlı yem tanımam :D , toprak solucanı iyi temizlenmezse ve içlerindeki çamurları boşaltılamazsa riskli oluyor.
Saygılar.

aliosmanfelek
19-02-2008, 09:06
En iyi canlı yem derken besleyici özelliğini vurguluyorsunuz muhtemelen. Bunla birlikte hepsinde parazit ve bakteri mevcut.Ben tubifex ve toprak solucanlarını tercih ederdim.

fma55discus
19-02-2008, 11:22
Arkadaşlar ben kararımı değiştirdim diğer seçeneğini seçiyorum.Canlı katagorisine sokarsak ev yapımı yem diyorum .Tamerin yemler bölümünde hazırlığı ve resimlerle desteklediği yem.

Tamer
19-02-2008, 15:46
Bence en önemli ve en iyi canlı yem artemia, tabi bunu yetişkin discuslar için değil hayata yeni başlıyan discus larvalarını baz alarak söylüyorum, artemia olmasa işimiz bi haylı güç olurdu diye düşünüyorum, bu sebep le öncelik artemia, daha sonra ise sivrisinek larvası ve beyaz kurt diyebilirim:)

Volkan
06-03-2008, 14:38
Bende artemia diyorum.

MRT61
07-03-2008, 00:17
Bence en iyi canlı yem su piresi; besleyici,kolay üretilir ve masrafsız.Artemia çatlatması buna göre biraz daha zor ama oda iyi bir canlı yem.Ayrıca su piresi ara konakcı değil ve üzerinde parazit taşımaz.Tuflex kötü şartlardan toplanan ve nerdeyse parazit taşımaması imkansız bir yem.Ben kesizlikle balıklarıma tuflex yedirmiyorum.Bu şartları düşününce kolaylık ve besleyiciliği bakımından kesinlikle su piresi.

fma55discus
07-03-2008, 09:40
Bence en iyi canlı yem su piresi; besleyici,kolay üretilir ve masrafsız.Artemia çatlatması buna göre biraz daha zor ama oda iyi bir canlı yem.Ayrıca su piresi ara konakcı değil ve üzerinde parazit taşımaz.Tuflex kötü şartlardan toplanan ve nerdeyse parazit taşımaması imkansız bir yem.Ben kesizlikle balıklarıma tuflex yedirmiyorum.Bu şartları düşününce kolaylık ve besleyiciliği bakımından kesinlikle su piresi.

Murat bey su piresi üretimi hakkında detaylı bilgiye sahipseniz bir makale bekleriz.

MRT61
08-03-2008, 16:00
Memnuniyetle Fatih bey, en kısa zamanda konuyla ilgili bir makale yazmayı düşünüyorum.

diskusman
17-03-2008, 14:58
Bence en önemli ve en iyi canlı yem artemia,

Murat Ürkmez
20-03-2008, 18:09
Tamercim aynen katılıyorum. en iyi derken neyi kastedildiğine bağlı.. Her balığın severek yediği ve besleyici en önemli canlı yemler benim için ;
Artemia,
Sivrisinek Larvası,
Kan kurdu...

Su piresi deniyor, ancak su piresinin aşırı büyütme gibi bir özelliği yoktur. Kızıştırmak için kullanılan en önemli yemdir

*efe*
06-07-2008, 17:30
Toprak solucanı kullanıp deneyim etmiş,faydalarını veya zararlarını görmüş olanlar var mı?

zombidix
06-07-2008, 17:59
riskli ama kan kurdu...

Hürkan
07-07-2008, 12:34
Efe ben çiklet beslerken bolca veriyordum solucanları 3 gün az dolu suda bekleterek içindeki toprak vs.. onlar çıktıktan sonra yıkayıp özelikle iki uç kısmı kesip (orları pek yemiyorlar) ince ince kıyıp veriyordum çikletler kapışıyordu discusta ise bir kaç kez denedim küçük yavru solucanlar ile discus larım isteksiz yiyorlar çoğu akvaryum tabanında kalıyor buda suda f suyu inanılmaz derecede bozuyor discus için pek tavsiye etmiyorum eskiden tek geçerdim bu yemi ama şimdi discusta ???:rolleyes:

Tamer
07-07-2008, 12:59
Dün yemekte Celal abi soluncan verdiğinden bahsetti, fakat 3-4 günlük temizlik işlemi uyguluyorum, içindeki toprağından tamamen arınmasını sağlıyorum demişti, ben 4-5 sene evvel denemiş fakat pek randuman alamamıştım.

Vedat Yılmaz
07-07-2008, 13:29
Toprak solucanı bende düşünmüştüm fakat onları kesici bir aletle kıymak lazım bu işe yüreğim elvermediği için yapamamıştım :o Onları kıymaya kıyamadım.:)

Hürkan
07-07-2008, 13:38
Efe tavsiyem un kurdu bu daha iyi sonuç veriyor temiz ve üretimi kolay kültür istersen verebilrim üretimi hakkında bir bilgi yazmıştım fotoğraflarıda mevcu idi balıklarda her hangi bir sorun yaratmadı unun içine bebek maması karıştırdığım için ekstra vitaminli :)
http://www.discusfunclub.com/showthread.php?t=729

hakanserin
07-07-2008, 14:28
Artemia,su piresi ve listede unutulmuş Gammarus diyorum...
Kesinlikle yağlanma yapmayan ve büyümelerine olumlu etkisini gördüğüm yemlerdir.Bu yemlerin güzel tarafı da,tahmin edeceğiniz gibi yavrular büyüdükçe,canlıyemlerin de boyutu büyüyor.Sıralamayı doğumdan itibaren yapmıştım.
Gammarus'lar için ayrıntı merak ediyorsanız incelemenizi isterim;
http://www.trakvaryum.com/index.php?option=com_content&task=view&id=28&Itemid=41

*efe*
07-07-2008, 18:01
Hürkan Un kurdu teklifine hayır demem ;)

Bende iki gündür toprak solucanı veriyorum fakat yazılanların aksine Discusların çok sevdigini söyleyebilirim.Birbirlerinin agzından kapmaya calısıyorlarbiggrin

tearaway
12-07-2008, 02:28
Artemia,su piresi ve listede unutulmuş Gammarus diyorum...
Kesinlikle yağlanma yapmayan ve büyümelerine olumlu etkisini gördüğüm yemlerdir.Bu yemlerin güzel tarafı da,tahmin edeceğiniz gibi yavrular büyüdükçe,canlıyemlerin de boyutu büyüyor.Sıralamayı doğumdan itibaren yapmıştım.
Gammarus'lar için ayrıntı merak ediyorsanız incelemenizi isterim;
http://www.trakvaryum.com/index.php?option=com_content&task=view&id=28&Itemid=41Hakan Bey verdiğiniz linkteki makaleyi okudum, elinize sağlık. Nereden temin edebiliriz?

hakanserin
13-07-2008, 23:17
Ulvi Bey,makalemi beğendiğinize sevindim.Umarım işinize yarar.

Gammarus üretimi için ayrıntılı bir makale daha hazırlıyorum fakat üretim o kadar ergonomik değil.Çünkü çoğalmaları çok zaman alıyor ve en az balık besler gibi ortam hazırlamak gerekiyor.Nitrata karşı çok hassaslar.Çok temiz su gerektiriyor.Beslenmesi kolay,bitkisel ve hayvansal besinleri tüketiyorlar.(Ölü balık vb.artıkları tüketiyorlar.Bir nevi temizlik görevi yapıyorlar) Ben salatalık ve karpuz kabuğu ile besliyorum.
Fakat dediğim gibi ergonomik değil.doğadan toplamak çok daha verimli...
Her türlü kaynak sulardan,derelerden,kanaletlerden,köy çeşmelerinin yalaklarından (ben çeşme yalağından topluyorum) bolca bulunur.bir kepçe ve bir kova yeterli.Bolca toplayıp,kalan miktarı bol oksijen vererek saklayabilirsiniz.
Doğada soğuk akan derelerde taşların altını inceyin.Büyük ihtimalle vardır.Köy çeşmelerinin yalaklarında çok daha bol bulunuyor ve toplaması çok daha kolay.İyi incelemek gerekiyor.Sürekli su akan temiz mekanlara bakmalısınız.

AytekinÇokoy
26-07-2008, 14:20
Ben şıklardan sivri sineklarvasını işaretledim, ancak şu var ki yavru balık için düşünürsek tabi ki artemia, daha sonraki evreler için sivri sinek larvası derim ben ancak yukarıdaki şıkları belirli zaman aralıklarla verirsek balıklar için çok daha iyi olur diye düşünüyorum tabi ki çok temiz olması kaydı ile.

olimpus
01-08-2008, 15:00
Bende artemia diyorum. :)

captain__53
06-08-2008, 17:27
Bencede artemia.

blue
01-10-2008, 16:52
Tetra bits,beyaz kurt,ev yapımı yem,sipiluna,artemia bunların hepsini veriyorum.Bunlardan başka yem vermedim.Hepsinide sağlıklı bir şekilde yiyorlar.Birde pire vermeyi düşünüyorum.Beyaz kurtları kendim ürettigim için daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum,zira kurtları ne ile beslerseniz dolaylı olarak balıklarımıza dönüş yapacağını düşünüyorum.
Selamlar.:)

carbak
13-10-2008, 00:00
Eğer ev yapımı değilse marka canlı yemleri tercih ederim hijyen bakımından. Kutuda satılan bazı canlı yemlerdede pazit olabiliyor. Bu sebepten ister kan kurtu, ister tubifex olsun en önemlisi hijyen.

mumin16
30-10-2008, 16:02
youtube'a bakıyorum inanılmaz tanklarda inanılmaz balıklara tubifex basıyorlar. ben tubifex kullandım, discuslar müthiş seviyor ve inanılmaz form tutturuyor ama kısa bir süre sonra kaçınılmaz akibetle karşı karşıya kalıyon , dilim yandıktan sonra bir daha kullanmadım ama hep kafamda benim merakım bu ecnebilerin idrarları bile steril mi yoksa ne gibi bir sterilizasyon uygulayıp kullanıyorlar bunları.

vatman
20-02-2009, 02:52
mrb bence bulunabilirse un kurdu diyorum,hem balıklarıda kızıştırıyor.

Ufukİnan
12-03-2009, 10:41
Bence canlı yemler balıklarda duruma göre önem kazanıyor.Mesela ;

Tubifex , Yavru büyütmede ve çiftlerde yumurta ve döl verimini arttırmada.
Su piresi,Artemia vs. , Çiftleri kızıştırmak için kullanılabilir.

Sivrisinek larvası ise her dönemde kullanılabilen güzel bir canlı yem

zamanlama
24-03-2009, 22:52
ben sivrisinek larvası diyorum çünkü ona para vermeden kendim temin edebiliyorum ve de çok basit ülkemizde hangisi bulunuyorsa para vermeden bence o yoksa ithal olduktan sonra iyi dahi olsa biz üretmeliyiz.hangisini bula bilirsek o olmalıdır bence

Vedat Yılmaz
25-03-2009, 00:20
ben sivrisinek larvası diyorum çünkü ona para vermeden kendim temin edebiliyorum ve de çok basit ülkemizde hangisi bulunuyorsa para vermeden bence o yoksa ithal olduktan sonra iyi dahi olsa biz üretmeliyiz.hangisini bula bilirsek o olmalıdır bence
Vedat bey para vermeden nereden temin edebiliyorsunuz, sivrisinek larvası olduklarından eminmisiniz? sakın tubifex olmasın:confused:

gurkang
25-03-2009, 23:14
merhabalar,
Amacım kesinlikle eleştirmek olmadığını belirterek sözlerime devam etmek isterim.Öncelikle yöneltilen soruda discus un yaşamının hangi döneminde olduğunu belirtmek gerekirdi diye düşünüyorum.yöneltilen sorunun amacını tam olarak algılayamadım.Etkinliğe katılmak adına bende artemia seçeneğini işaretledim.Discus yavru döneminde kullanılacak canlı yem yine dfc sitesinde okuduğum discus sütü adı altında yazılan ve yavruların sindirim sisteminin daha ilk evrelerinde olmasından dolayı yanlızca mukoza ve artemia yı tüketebileceğine inanıyorum.Tabiki bu dönemde artemia yı bünyesinde barındırdığı tuz içeriğinden dolayı aşırı vermemek gerekir , sindirim sisteminin güçlenmesiyle birlikte azar azar dana yüreği ve yavrular için hazırlanmış kaliteli toz yeme vb çeşitlemelere gidilebilir kanaatindeyim.
Genç discuslarda ise ev yapımı yem (danayüreği,karides,sipirulina,sarımsak) ana öğünü yine kaliteli granül yemler ile ara öğünleri oluştururum ,gereği kadar yemlemeye dikkat ederim.Bu dönemde verilecek canlı yem olarak doğal ortamında beslendiği sivrisinek lavrası bence en doğru seçim olacaktır.Eşleşme sonrası yumurta veriminin arttırılması için beslenmeye daha bi özen göstermek gerekir, bu dönemde su piresinin çok faydalı olduğunu çevremde kullanan arkadaşlardan tesbit ettim. Ben de bildiklerimi bu şekilde paylaşmak istedim, yanlış veya düzeltilmesi gereken bir kısım olursa çok memnun olurum.Tüm bunların sonunda ana prensibim vereceğim yemlerin son derece steril olması olması benim için en önemli kraterdir.
saygılarımla

DiscusSeveri
29-03-2009, 18:37
Bence en önemli canlı yem sinek larvası, üstüne tanımam.

zamanlama
01-04-2009, 22:05
Vedat hocam İşyerinde Mantarcılık bölümünde yarı açık yağmur suyu birikintisi içinde keşfettim samanlı yosunlu zemin beton kurumaması için su döküyorum şundan eminim yazın sulu bir ortam oluşturursak ve kurutmassak kış boyunca kullanıla bilir.

Vedat Yılmaz
01-04-2009, 22:40
Vedat hocam İşyerinde Mantarcılık bölümünde yarı açık yağmur suyu birikintisi içinde keşfettim samanlı yosunlu zemin beton kurumaması için su döküyorum şundan eminim yazın sulu bir ortam oluşturursak ve kurutmassak kış boyunca kullanıla bilir.
Vedat bey güzelce temiz su ile yıkayın ve dejenfekte edin daha sonra dondurarak bekletin gerektikçe kullanırsınız fakat sivrisinek larvası olduklarından eminmisiniz?
http://www.koiadventures.co.za/UserFiles/Image/DIY/GrowYouOwnBloodworms/Bloodworms.jpg
Resimde göründüğü gibi kısa canlı kırmızı renkte olurlar.

zamanlama
02-04-2009, 13:10
evet aynen resimlerdeki gibi ilk gördüğümde ne olduklarını bilmiyordum sonra Google da kurt araştırması yapınca resimden anlamıştım S.larvası olduğunu fakat çok zahmetli ayıklaması kepçeyle elekten geçirilmesi süzdürülmesi artakalan tortudan çıkarılması felan uğraştırıyor.Vedat hocam sizin sayenizde bugünde çok kıymetli olduğunu anladım fakat evde derindondurucuya izin vermiyorlar.icon_redface ah ne çekiyoruz bu balıklardan zevk işte tutku vaz geçemiyorsun ancak siz anlarsınız halimden 75 cm.lik mongo kökünü dahi kaynatamamıştım.:confused: birde bu su değişimleri sıklaşınca çocuklara rüşvet vermeye başladım:D

CaN_BaKıR
02-04-2009, 13:25
Vedat bey güzelce temiz su ile yıkayın ve dejenfekte edin daha sonra dondurarak bekletin gerektikçe kullanırsınız fakat sivrisinek larvası olduklarından eminmisiniz?
http://www.koiadventures.co.za/UserFiles/Image/DIY/GrowYouOwnBloodworms/Bloodworms.jpg
Resimde göründüğü gibi kısa canlı kırmızı renkte olurlar.

Vedat hocam yanlış mı anladım yoksa siz sivrisinek larvasına örnek olarak mı bu fotoğrafı eklediniz.. ???

Bu eklediğiniz resimdeki larvalar kankurdu.. Kankurtları sivrisinek familyasından gelen tatarcık sineklerinin larvalarıdır.

Asıl sivrisinek larvaları kahverengi olmaktadır. Belli bir süre sonra pupa haline gelip kocabaş bir hal alırlar..

-------------------------------------------------------------------

Kan kurtları "tatarcık" diye bilinen bir diğer adı da "yakarca" olan sivrisinek türünün larvalarıdır... (Chironomidae)

Onu sivrisinekten ayırt etmenin en kolay yöntemi antenleridir..

Tatarcık sineği (Midge Flies):
http://img223.imageshack.us/img223/9867/chironomid2rd6.jpg


http://img258.imageshack.us/img258/9711/wintercraneflysmallje1.jpg

Larvası (Blood Worm):
http://img223.imageshack.us/img223/1226/chironomidaeie9.jpg

http://img258.imageshack.us/img258/7868/midgews9.jpg


Sivrisinek:
http://img80.imageshack.us/img80/4641/26238715.jpg

http://img79.imageshack.us/img79/5995/mosquito.jpg

Sivrisinek Larvası:
http://img118.imageshack.us/img118/623/moslarv.jpg

http://img118.imageshack.us/img118/7053/mag32.jpg

http://img118.imageshack.us/img118/3949/mystery20fly20larvae20d.jpg

Sivrisinek larvası toplayıp yem olarak verilecek ise dikkat edilmesini öneririm.. Sivrisineğin kendisi gibi larvalarıda parazit ve hastalık taşıma konusunda tehlikeli canlılardır...

Kan kurtları da, sivrisinek larvaları gibi aynı şekilde taşıyıcı canlılardır. Dikkatli olunmasını tavsiye ederim...

Toplanılan yer çok önemlidir...

Vedat Yılmaz
02-04-2009, 13:39
Can, ben Vedat beye özeldende mesaj atmıştım o mesajım biraz onun devamı hükmünde oldu, kan kurdu diye bahsettiğimiz larvaların tatarcık adı verilen sivirisineklere ait olduğunu yazdım ben kendisine.
Resmin altınada o yüzden canlı kırmızı renkte olurlar diye not ekledim.
Hani her sivrisineğin larvasının verilemeyeceği noktasında uyarıda bulundum.

zamanlama
02-04-2009, 13:49
Onur can bey tabiki olayın birde bu boyutu var dediğiniz gibi riskli, dikkat etmek lazım yanlız bendekiler katarcık denilen sineğin larvası olduğunu araştırdım istişareler yaptım ve öğrendim. bu kahverengi,bazılarıda siyah olanlardan da var su piresi sanıyordum. aralarındaki fark şu normal s.larvası su piresi gibi sudayaşıyorlar katarcık larvaları ise yoğun kıvamlı tortu içinde ve dipte yaşıyorlar çünkü derin suya attığımda katarcıklar dibe doğru yöneliyor ve zemine yerleşiyor normaller ise suda geziniyor bi yukarı bi aşağı ama genelde su yüzeyinde duruyorlar zaten ben bilmeden farklarını balıklarım ayırt ettiler her ikisinide denedim katarcığı tercih ediyorlardı ötekini aç ise alıyorlar bilmeden şimdiğe kadar balıklarım beni doğruya yöneltmişler doğa yanlışlık yapmıyor zaten bilimde ondan ilerliyor saygılar.

zamanlama
02-04-2009, 13:54
şu anda işteyim birazdan gidip ceple resimlerini çekeceğim akşama evde yüklerim ozaman daha iyi olur.

zamanlama
02-04-2009, 14:16
Bu konuda size bir anımı anlatayım. hem tatarcık olsun hem normal sinek larvası olsun iki gün sıcak ortamda kaldımı her ikiside sineğe dönüşüyor. Bir gün sabah işyerinde ayıkladım ve pilastik bardağa koydum sonra aynı gün dış görev çıktı bende onları işyerindeki tuvaletin yüksek camı var bardakla camın önüne dibe doğru gizledim gittim o gün akşam geç gelince doğru eve gittim ertesi gün öğleğe yakın baktım koridorda bir arkadaş aynen şöyle diyor ya tuvalette bu kış günü nekadar çok sivrisinek varicon_lol tabi bişeyden haberleri yok hemen kalktım ve gittim baktım enaz 10-15 tane saydım sinek ve gülmeye başladım oyüzden ya soğukta bekleyecek yada günlük verilecek burdan şu anlaşılıyorki yani havalar ısındımı benim katarcıklar hepsi uçacak ama nezaman tekrar ürerler bilmem ellerini çabuk tutsalar çok sevinirim.takipteyim üreme zamanlarını bilmiyorum.

CaN_BaKıR
02-04-2009, 14:33
Can, ben Vedat beye özeldende mesaj atmıştım o mesajım biraz onun devamı hükmünde oldu, kan kurdu diye bahsettiğimiz larvaların tatarcık adı verilen sivirisineklere ait olduğunu yazdım ben kendisine.
Resmin altınada o yüzden canlı kırmızı renkte olurlar diye not ekledim.
Hani her sivrisineğin larvasının verilemeyeceği noktasında uyarıda bulundum.

Ben olaya biraz Fransız kalmış gibi olunca yanlış anlam çıkarttım. Açıklama yapma gereği hissettim o yüzden hocam :)

cesterksk
02-04-2009, 17:43
Bence hepsi biribirinden iyi yemler hepsi zamanında verildiği taktirde cok sağlıklı balıklarımız olmus olur.Tabiyki bende artemiayı işaretledim.Nedeni artemia yavru balıklar ve cüce balıklarda (küçük ağızlılarda) çok iyi proteğin kaynağı olmasıdır.

zamanlama
02-04-2009, 18:35
http://img24.imageshack.us/img24/421/grnt01.th.jpg (http://img24.imageshack.us/my.php?image=grnt01.jpg)
Share (http://img24.imageshack.us/done.php?l=img24/421/grnt01.jpg) 04/02/09
Mantarhane bölümü
http://img22.imageshack.us/img22/1275/grnt02.th.jpg (http://img22.imageshack.us/my.php?image=grnt02.jpg)
Share (http://img24.imageshack.us/done.php?l=img22/1275/grnt02.jpg) 04/02/09
Kullandığım alan
http://img25.imageshack.us/img25/116/grnt04.th.jpg (http://img25.imageshack.us/my.php?image=grnt04.jpg)
Share (http://img24.imageshack.us/done.php?l=img25/116/grnt04.jpg) 04/02/09
Kullandığım malzeme
http://img11.imageshack.us/img11/3816/grnt06.th.jpg (http://img11.imageshack.us/my.php?image=grnt06.jpg)
Share (http://img24.imageshack.us/done.php?l=img11/3816/grnt06.jpg) 04/02/09
Tatarcıkların bulunduğu çamur
http://img7.imageshack.us/img7/2599/grnt07.th.jpg (http://img7.imageshack.us/my.php?image=grnt07.jpg)
Share (http://img24.imageshack.us/done.php?l=img7/2599/grnt07.jpg) 04/02/09
Çamur yıkanmış süzülmüş hali
http://img22.imageshack.us/img22/6527/grnt08.th.jpg (http://img22.imageshack.us/my.php?image=grnt08.jpg)
Share (http://img24.imageshack.us/done.php?l=img22/6527/grnt08.jpg) 04/02/09
Geriye kalan tortu
http://img24.imageshack.us/img24/6462/grnt09.th.jpg (http://img24.imageshack.us/my.php?image=grnt09.jpg)
Share (http://img24.imageshack.us/done.php?l=img24/6462/grnt09.jpg) 04/02/09
Tortuyu tekrar leğenden süzülmesi
http://img22.imageshack.us/img22/2045/grnt010e.th.jpg (http://img22.imageshack.us/my.php?image=grnt010e.jpg)
Share (http://img24.imageshack.us/done.php?l=img22/2045/grnt010e.jpg) 04/02/09
ve sonuç hazır yemler
http://img522.imageshack.us/img522/2049/grnt012.th.jpg (http://img522.imageshack.us/my.php?image=grnt012.jpg)
Share (http://img24.imageshack.us/done.php?l=img522/2049/grnt012.jpg) 04/02/09
Bunlarda örnekler
http://img25.imageshack.us/img25/4541/grnt014m.th.jpg (http://img25.imageshack.us/my.php?image=grnt014m.jpg)
Share (http://img24.imageshack.us/done.php?l=img25/4541/grnt014m.jpg) 04/02/09
burasıda normal sivrisinek larvası olan su tahliye yeri


Evet arkadaşlar işte benim geçen seneden beri keşfettiğim kan kurtlarımın bulunduğu yer ve temini böyle belki sizinde bulunduğunuz yerlerde böyle alanlarınız vardır.çünkü bu kurtlar bakınca görünmüyorlar çamurun içerisinde elenince çıkıyorlar aynen altın arar gibi bişey.

zamanlama
02-04-2009, 18:41
http://img24.imageshack.us/gal.php?g=grnt01.jpg
http://img89.imageshack.us/img89/5161/grnt011a.th.jpg (http://img89.imageshack.us/my.php?image=grnt011a.jpg)
http://img89.imageshack.us/img89/5161/grnt011a.jpg daha çok resimim var fakat yeterli sanırım vidioda çektim fakat yükleyemem diye resimlerle yetindim.saygılar

Vedat Yılmaz
02-04-2009, 22:31
Vedat bey herşey çok güzel fakat sakın siz hijyeni elden bırakmayın, anlayacağınız siz o larvayı elden bırakın ve hijyeni ele alın :D

Ben olaya biraz Fransız kalmış gibi olunca yanlış anlam çıkarttım. Açıklama yapma gereği hissettim o yüzden hocam :)

Önemli değil Can, sen uyarmakta haklısın.:)

zamanlama
02-04-2009, 22:50
Hocam ellerimi önce sıcak su ile sonra yüksek dereceli alcol ve baticonla silmeye başladım ve bundan sonra eldiven kullanacağım bir veteriner arkadaşa anlattım bu durumu biz ve sağlıkçılar hergün risk altındayız dedi balıklara gelince bugün daha fazla sıcaksu da ve daha yüksek ısıda bekletip verdim. tedbiri elden bırakmamak gerekiyor haklısınız

zamanlama
02-04-2009, 22:53
hocam bu kurtcukları tahlil ettirmeye karar verdim yarın bi araştırayım bakalım merak ettim.

Vedat Yılmaz
02-04-2009, 23:09
hocam bu kurtcukları tahlil ettirmeye karar verdim yarın bi araştırayım bakalım merak ettim.
Tahlil sonuçlarını bizlerle paylaşmayı unutmayın.:)Bakalım ne çıkacak.

zamanlama
03-04-2009, 00:18
Arkadaşlar Vedat hocam biraz araştırdım tatarcık sineğini çünkü yeni öğrendim adının tatarcık olduğunu ve çok tehlikeliğmiş sizler az bile uyarmışsınız ben olsam derdimki el bombası al eline onu alma şimdiğe kadar kullandım çünkü Mantar yetiştiriciliğinde Miselinden,Torfundan Samanına kadar bütün malzemeler büğük Otoklavlarda Yüksek basınçlı ısı buharında sterilize olduğu için birde etrafında lağım felan olmadığı için bi nebze teselli ediyordu beni. bu konuları DFC olarak biz bize olmasak dertleşmesek kimseye anlatamıyorsun taşı kayayı kütüğü böceği kurdu bilmeyen insanlara etik olmadığı için danışmadık araştırmadık o yüzden faydanızı bilin yani bence bu resimleri arkadaşlar kaldırsa iyi olur saygılar. Yarın o bölgeği ilaçlatacağım

Vedat Yılmaz
03-04-2009, 05:55
Vedat bey araştırmanızın sonucunda Tatarcık sivrisineğiniz ne tür zararları olduğuna ulaştınız, onlarıda yazarsanız daha iyi olacak.:)

zamanlama
03-04-2009, 08:42
Vedat bey araştırmanızın sonucunda Tatarcık sivrisineğiniz ne tür zararları olduğuna ulaştınız, onlarıda yazarsanız daha iyi olacak.:)
ŞARK ÇIBANI - KÜTANÖZ LEİSHMANİASİS (KL) Ülkemizin ılıman iklim kuşağında yer almasına, sosyoekonomik ve sosyokültürel olumsuzlukların da ilâvesi, parazit hastalıklarının görülmesinde rol oynayan önemli faktörlerdir. Belirtilen durumlar, parazitler için biyolojik vektör veya ara konakçı olabilecek canlıların yaşayabilecekleri ve evrimlerini devam ettirebilecekleri alanları oluşturabilmektedir. Bu anlamda, ülkemiz için önemli parazit hastalıklarından birisi de leishmaniasistir. Leishmania cinsi parazitlerin sebep olduğu leishmaniasis hastalığı, insanlara, enfekte dişi kum sineklerinin (Phlebotomus, tatarcık, yakarca gibi isimlerle de bilinirler) kan emmeleri sorasında bulaşmaktadır (Şekil 1). Leishmaniasis, parazit hastalıkları içinde gerek tedavisi gerekse kontrolünün zor olmasından ötürü, sıtmadan sonra ikinci önemli parazit hastalığı olarak değerlendirilmekte ve görülmektedir.http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/UsrImgs/sarkcibani9.jpg

Şekil 1 Tatarcık sineği


Leishmaniasisin ülkemizde daha çok görülen formu Kutanöz Leishmaniasis (KL) olup, hastalık halk arasında Şark çıbanı, Halep çıbanı, Sene yarası, Güzellik nişanesi gibi isimlerle de anılmaktadır. Şark çıbanının, Türkiye, Suriye ve Irak sınırları civarında uzun yıllardan beri endemik bir seyir gösterdiği, ayrıca ifade edilen bilgilerdendir. Bunun yanı sıra, leishmaniasislerin, kalaazar olarak bilinen visseral leishmaniasis formu da başta Ege ve Akdeniz Bölgeleri olmak üzere, değişlik illerimizden zaman zaman bildirilmektedir.1
KL tüm dünyada görülebilen bir hastalık olup özellikle Akdeniz.e kıyısı olan ülkelerde, tüm Orta Doğu ülkelerinde, Orta Asya.da, Hindistan, Pakistan ve Güneybatı Afrika’da insidansı oldukça yüksektir. Hatta bazı bölgelerde popülasyondaki görülme sıklığı %80’lere kadar ulaşabilmektedir. Ülkemizde ise 1950’li yıllardan önce tüm Anadolu’da bazen epidemilerle seyredecek kadar yaygın idi. Bu tarihten sonra özellikle sıtma eradikasyonu çalışmaları sırasında kullanılan DDT’nin tatarcıkları da yok etmesi üzerine hastalığın insidansında belirgin bir azalma oldu ve büyük oranda Güneydoğu Anadolu bölgesine sınırlı bir hastalık haline geldi. Ancak vektör ve rezervuar kontrol çalışmalarının zaman içinde aksatılması veya kullanılan insektisitlere direnç gelişmesi, kaynak olan hastaların tedavi edilmemesi, endemik bölgelerden non-endemik bölgelere ulaşım ve seyahat imkanlarının artması, hijyen koşulları ve alt yapısı kötü olan sağlıksız kentleşmelerin artması gibi pek çok faktör sonucu hastalığın insidansında son yıllarda tekrar bir artış olmuştur. 2

GİRİŞ

Kutanöz Leishmaniasis (KL) Güneydoğu Anadolu bölgesinde özellikle Şanlıurfa ilinde hiperendemik, Çukurova bölgesinde ise endemik bir hastalık olarak yıllardır hüküm sürmektedir. L.tropica ve L.major Türkiye’deki KL’nin muhtemel etkenleridir. Hastalığın vektörü Tatarcıklar (flebotomlar) rezervuarı ise L. Tropica’nın etken olduğu KL’de hastalar ve başıboş köpekler (Şekil 2), L. major’un etken olduğu KL’de ise rodentlerdir.2
http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/UsrImgs/sarkcibani5.jpg Şekil 2

Kutanöz leishmaniasis (KL), özellikle Şanlıurfa, Osmaniye, Adana, Hatay, Diyarbakır, Kahramanmaraş ve Mersin illerinde endemik olarak görülen bir hastalıktır. Hastalık, son zamanlarda endemik olarak görüldüğü illerde bir artış göstermekle birlikte, değişik nedenlerle bu bölgelerden diğer yerleşim yerlerine yapılan seyahatler sonucunda, nonendemik bölgelerdeki yerli halkta da sporadik vakalar görülmeye başlamıştır. Bu durum, gelecek için büyük tehdit oluşturmakta, hatta hastalığın endemik olarak görüldüğü illerimizde epidemilerin görülebileceği kaygılarını da arttırmaktadır.
Ayrıca, visseral leishmaniasis olguları da başta Ege ve Akdeniz Bölgeleri olmak üzere bütün bölgelerimizde görülebilmektedir.
Ülkemizde etkeni Leishmania tropica olan antroponotik (insan-vektör-insan geçişli) tipteki KL beş değerlikli antimon bileşliklerine oldukça duyarlı olup, bugüne kadar ülkemizde herhangi bir dirençli olgu bildirilmemiştir. 1


2. KUTANÖZ LEİSHMANİASİS OLGULARINDA YAKLAŞIM


2.1. KL Olgularında Klinik

KL düşünülen lezyonların genel klinik özellikleri :

• Genellikle vücudun giysi ile örtülmeyen açık olan kısımlarındaki deriye lokalize,
• Uzun süredir (en az 1 ay) iyileşmeyen,
• Sekonder olarak bakterilerle infekte olmadıkça ağrısız,
• Eritemli papül, nodül, nodülo-ülseratif, plâk, ülsere plâk şeklinde lezyon,
• Ülserleşmiş lezyonların üzerinde alta sıkıca yapışık krutlu, kenarları lastik silgi kıvamında endürasyon gösteren (merkezinde krateri olan volkan biçiminde) lezyon.
• Lezyonlar, yaz aylarında ve geceleri aktif olan tatarcık (Phlebotomus) sineğinin beslenmek için kan emdiği deri bölgesinde, 4-8 aylık inkübasyon döneminden sonra ortaya çıkan, ağrısız, eritemli bir papül şeklinde başlar. Lezyon, 1-2 ay içerisinde giderek büyüyerek 1-2 cm çaplı nodüle dönüşür. Nodüler lezyon zaman içerisinde merkezden ülserleşerek krutla kaplanır. Tedavisiz olgularda lezyonun doğal seyri, genellikle 1-1,5 yıllık süreç içinde ömür boyu süren depresif skar bırakarak iyileşme şeklindedir. İyileşmeden sonra kişiyi ömür boyu reinfeksiyonlara karşı koruyan doğal bir bağışıklık gelişir. Nonendemik bölgelerde de yukarıdaki klinik tanımlamaya uyan lezyona sahip olgularda, özellikle yaz aylarında endemik bölgelere (örneğin, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Akdeniz Bölgesi) seyahat öyküsü açısından ayrıntılı anamnez alınmalıdır.


Klinik olarak değişik formlarda karşımıza çıkabilen KL’nin ülkemizde en sık görülen formu L.tropica. nın etken olduğu kentsel (kuru tip) KL’dir. Hastalık; yaz Aylarında Tatarcıklar tarafından ısırılarak enfekte edilen kişilerde 6-8 aylık bir enkübasyon döneminden sonra (bu süreç nedeni ile hastalığın görülme sıklığı Kasım-Nisan ayları arasında pik yapar!) hastaların. sivilce diye tanımladıkları eritemli bir papül şeklinde başlar. (şekil 3a)
http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/FreeTextBox/images/spacer.gifhttp://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/UsrImgs/sarkcibani3.png
(şekil 3a)
Tatarcığın ısırmasından yaklaşık 4-6 ay sonra eritemli bir papül gelişir.


Yaklaşık 6 ay içerisinde giderek genişleyen ve 1-2 cm çapa ulaşan lezyon zamanla ortasından ülserleşir (ülserleşmeyi başlatan çoğu kez hastanın içinde iltihap olduğuna inandığı lezyonu sivri uçlu bir şey ile travmatize etmesidir). (şekil 3b).http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/UsrImgs/sarkcibani6.png



(şekil 3b).

Bu lezyon 6-8 ay içerisinde 1-2 cm.lik bir plağa dönüşür.

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/UsrImgs/sarkcibani12.png






Şekil 3c

Zamanla ortadan ülserleşen lezyon, ülser tabanına sıkıca yapışık bir kabuk ile kaplanır.


Bu kabuk kaldırılırsa ülsere bakan yüzünde kirli-beyaz renkte dikensi çıkıntılar gözlenir (çivi belirtisi) (Şekil 3d).
http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/UsrImgs/sarkcibani1.png
(Şekil 3d).

Bu kabuk kaldırılırsa ülsere bakan yüzünde dikensi çıkıntılar görülebilir (çivi belirtisi).


http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/UsrImgs/sarkcibani11.jpg




Şekil 3e

Kurcalanan ve sekonder enfeksiyon gelişen leishmania lezyonları ilerleyerek estetik sıkıntıları arttırabilir. (Şekil 3e).

2.2. KL Olgularında Tanısal Yaklaşım


Çivi Belirtisi bulgusu spesifik olmamakla birlikte KL’i akla getirmesi bakımından önemli bir bulgudur. Yine ülserli dönemde gözlenen volkan belirtisi (lezyon kenarlarının normal deriden ortadaki ülsere doğru bir eğimle yükselmesi) KL’i akla getiren ve diğer kronik ülserlerden ayıran önemli bir bulgudur. Lezyonların %90’ı yaklaşık 1 yıl içerisinde (ki bu nedenle hastalığa halk arasında yıl çıbanı da denir) yerinde elek görünümünde, deriden çökük bir nedbe dokusu bırakarak kendiliğinden iyileşirler. Hastaların %5-%10’unda ise lezyonlar olgularının ayırıcı tanılarında ise yine malignitelerin yanı sıra özellikle son yıllarda tekrar artış gösteren deri tüberkülozları da akla getirilmelidir. KL’nin laboratuvar tanısında; doğrudan (smear, kültür gibi) veya dolaylı (serolojik yöntemler, deri testi vs) pek çok yöntem kullanılmakla birlikte en sık kullanılanı, en sensitif ve en basit olanı, lezyonlardan hazırlanan smearlerde parazitin gösterilmesidir. Smearler için örnekler iki yöntemle alınabilir. Lezyon henüz ülserleşmemiş papül, plak veya nodül gibi solid bir lezyon ise dermal kazıntı smear’i uygulanır (şekil 4a). Kronikleşir ve tedavi edilmezler ise yaşam boyu iyileşmeden sebat edebilirler. Kuru tipe nazaran daha az ve özellikle Şanlıurfalı hastalarda gördüğümüz ıslak tip (kırsal KL)’de ise daha geniş ve enflamatuar görünümlü olan lezyonlar daha hızlı bir progresyon gösterip 6-8 ay gibi daha kısa bir süre içerisinde yerinde çirkin bir iz bırakarak iyileşirler. KL her yaşta görülebilmekle beraber özellikle çocuklarda ve gençlerde daha sık görülmektedir. KL lezyonları tipik olarak vücudun elbise dışında kalan bölgelerine (%85’i) ve özellikle de baş- boyun bölgesine (%60’ı) yerleşirler. Yine tipik olarak KL’li hastalar lezyon süreleri bakımından aylarla tanımlanan uzun anamnezler verirler (Ne zamandan beri var? sorusuna 3-5 gündür veya 1-2 haftadır var şeklinde yanıt veren bir hasta KL hastası olamaz!). Hastanın yaşadığı coğrafik bölge de yine hastalığın akla getirilmesi bakımından tanıda önemli bir ipucu olabilir. Çünkü biliyoruz ki hastalık belli bölgelerde endemik olarak bulunmaktadır. özellikle Çukurova ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki köy, kasaba ve hatta büyük şehir merkezi gibi herhangi bir yerleşim biriminden gelen ve özellikle vücudun açık bölgelerine yerleşmiş, uzun süredir iyileşmeyen, eritemli papül, nodül, plak veya ülser şeklinde deri lezyonu olan tüm olgularda mutlaka KL de akla getirilmelidir. Ancak hastalığın bu özellikleri tanıya yaklaşımı kolaylaştırması bakımından bir yandan önemli bir avantaj sağlarken bir yandan da bu hastalığı taklit edebilen (özellikle benzer biçimde uzun anamnezleri olan deri kanserleri ve deri tüberkülozu gibi) başka deri hastalıklarına da yanlışlıkla KL tanısı koyma riskini beraberinde taşır. Bu nedenle klinik olarak konmuş bir KL tanısı mutlaka bir laboratuar yöntemi ile doğrulanarak kesinleştirilmelidir.
KL’in ilk olarak KL lezyonları fronkül, karbonkül, ektima gibi bakteriyel deri enfeksiyonları ile sıkça karıştırılmaktadır. Bu enfeksiyonlarda lezyon sürelerinin KL’nin aksine kısa olması (en fazla 1-2 hafta, sıklıkla birkaç gün), yine KL.nin aksine ağrılı ve sıcak olmaları (KL lezyonları üzerlerine sekonder bir enfeksiyon eklenmediği sürece ağrısızdırlar) önemli ayırt edici özelliklerdir. Genellikle KL’e benzer biçimde uzun süreli anamnezleri olması nedeni ile deri maligniteleri de (özellikle bazal hücreli ve skuamöz hücreli karsinomalar) ayırıcı tanıda mutlaka akla getirilmelidirler. özellikle yaşlı hastalarda, güneşe maruz deri bölgelerinde yerleşmiş, kenarları daha sert ve bazen lenfadenopatilerin eşlik ettiği lezyonlardan, eğer leishmania smear’i negatif ise, mutlaka biyopsi alınmalıdır. Lezyon süreleri iki yılı aşmış KL olgularının (kronik KL ) ve skarla iyileşip birkaç yıl içerisinde skar dokusu etrafında taze lezyonlarla nüksetmesi ile karakterize rezidivan leishmaniasis olgularının ayırıcı tanılarında ise yine malignitelerin yanı sıra özellikle son yıllarda tekrar artış gösteren deri tüberkülozları da akla getirilmelidir.
http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/UsrImgs/sarkcibani4.pngKL’nin laboratuvar tanısında; doğrudan (smear, kültür gibi) veya dolaylı (serolojik yöntemler, deri testi vs) pek çok yöntem kullanılmakla birlikte en sık kullanılanı, en sensitif ve en basit olanı, lezyonlardan hazırlanan smearlerde parazitin gösterilmesidir. Smearler için örnekler iki yöntemle alınabilir. Lezyon henüz ülserleşmemiş papül, plak veya nodül gibi solid bir lezyon ise dermal kazıntı smear’i uygulanır. (Şekil 4a)

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/UsrImgs/sarkcibani2.png
Solid lezyonlarda dermal kazıntı ile


Kısaca bu yöntemde; lezyon önce alkollü gazlı bez ile silinir ve ardından bistüri ile (15-18 numaralı bistüriler kullanılabilir), lezyon kenarına 0.5 cm uzunluğunda, 2-3 mm Derinliğinde bir insizyon yapılır. iki parmak arasında kanamayı önleyecek şekilde sıkılan insizyon yeri bistüri ile kazınır. Eğer lezyon ülsere ise ülser içerisindeki serözite ince bir pipet yardımı ile alınır (Pastör pipeti veya hematokrit pipeti kullanılabilir) (Şekil 4b).


Ülsere lezyonlarda ise bir pipet aracılığı ile.


http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/UsrImgs/sarkcibani10.pngHer iki yöntemde de alınan kansız seröz materyaller lamlara nazikçe yayılırlar. Ardından hazırlanan yaymalar (en az iki tane olması testin sensitivitesini arttırır) Giemsa veya Wright boyası ile boyanırlar. Mikroskopik muayene, sedir yağı damlatıldıktan sonra, 100.lük immersiyon objektifi ile yapılır.
Pozitif smear.lerde leishmania cisimcikleri de denilen amastigotlar; yuvarlak veya oval şekilli, bir köşede koyu mor renkli nükleosu ve bunun hemen yanında kinetoplastı bulunan, sitoplazması soluk mavi renkte yapılar şeklinde görülürler

Alınan seröz materyalden hazırlanan yaymalar Giemsa ile boyanıp mikroskopta incelenirler. Leishmania body denilen amastigot formundaki parazitler; yuvarlak-oval şekilli, nükleusları koyu mor renkte ve sitoplazmaları soluk mavi renkte cisimcikler şeklinde gözlenirler.

Klinik olarak KL tanısı almış ancak iki kez uygulanan smear incelemelerinde parazit gösterilememiş olgularda (lezyon süresi 6 aydan fazla olan olgularda paraziti bulmak giderek güçleşir!) aşağıda anlatılmış olan intralezyonel antimon tedavisi ile tedaviden tanıya gidilebilir. Lezyona uygulanan 3-5 enjeksiyon sonrası lezyonda gerileme görülürse Klinik KL tanısı kesinleşir. Bu tedaviye yanıt alınamayan olgularda ise mutlaka histolojik muayene yapılmalıdır. Ancak bazen özellikle kronik KL’i diğer kronik granülomatöz hastalıklardan (özellikle lupus vulgaristen) benzer bulgular nedeni ile histolojik olarak ayırt etmek imkansız olabilir ki bu durumda PCR gibi daha ileri bir tetkike gereksinim duyulabilir.2






KL Olgularında Lâboratuvar Yaklaşımı


• KL klinik tanısıyla uyumlu her olgu, parazitolojik olarak doğrulanmalıdır.
• Parazitolojik olarak doğrulama, en sık direkt mikroskobik bakı (smear) veya kültür yöntemleri ile yapılır.
Direkt mikroskobik bak›da kullanılacak materyalin elde edilmesi :
• Lezyon, % 70’lik alkol ile iyice temizlenir.
• Lezyon kenarı iki parmak arasında sıkılır ve bir bistüri ( tercihan 15 numaralı bistüri) ile yaklaşık 0.5 cm uzunluğunda ve 2-3 mm derinliğinde bir insizyon yapılır.
• Gazlı bez yardımı ile insizyon üzerindeki kan damlası alınır; bu süre içerisinde lezyon kenarına iki parmak ile yapılan basıya devam edilerek kanama önlenir. Bistürü ucu ile insizyonun iç kısmına, insizyona dik olacak şekilde kazıma işlemi yapılır; mümkün olduğunca kansız seröz bir materyal elde edilmeye çalışılır.
• Elde edilen bu materyal lâm üzerine nazikçe yayılır. Ardından fikse edilen materyal Giemsa ile boyanır. Boyama sonrasında mikroskobik inceleme 100’lük immersiyon objektifi ile dikkatli bir şekilde yapılır.
• Hücre içerisinde veya dışarısında parazitin amastigot şekillerinin görülmesi ile parazitolojik tanı konur.
Yukarıdaki klinik ve lâboratuvar araştırmalarla etken gösterilerek kesin tanı konulamazsa, KL şüphesinin ortadan kaldırılması ve diğer deri hastalıkları ile ayırıcı tanısının yapılabilmesi için dermatoloji uzmanının bulunduğu bir merkeze hastanın yönlendirilmesi uygundur.
Etkenin doğrudan gösterilemediği olgularda, tek başına histopatolojik bulgulara dayanılarak tanı ve tedaviye gidilmesi sakıncalıdır. Parazitolojik doğrulamanın yapılamadığı olguların, bir dermatoloji kliniğinde yeniden değerlendirilmesi uygundur.


Bu bilgiler, yapılan incelemeler ve değerlendirmeler;


• Ülkemizdeki KL olgularının tedavisinde, özellikle birinci basamakta kullanımlarının kolay olması, intralezyonel uygulanması ile toksik etkilerinin göz ardı edilebilecek bir seviyede olması, ilk doz antimon uygulamasında bile parazitolojik iyileşmenin başlaması ve vektöre bulaştırıcılığın ortadan kalkması nedeniyle, beş değerlikli antimon bileşiklerinin bugün için dünya genelindeki gibi ilk seçenek olduğu,
• Kaynaklarda kullanılabileceği belirtilen diğer ilâçların ülkemizdeki KL olgularının tedavisi için etkin bir seçenek olmadığı; ayrıca, bu ilâçların çok toksik olmalarının yanı sıra, bunlara ilişkin yapılan bilimsel çalışmaların da yeterli olmadığı,
• Hastalığın klinik deneyimler de göz önüne alınarak tanı ve tedavisinin yeniden standardize edilmesi, tedavi edilecek ya da tedaviye alınmayacak olgularla, sistemik veya intralezyonel uygulama yapılacak olguların belirlenmesi gerektiği,
• İntralezyoner uygulama yapılması durumunda bir kutu Glucantime® ile tek lezyonu olan yaklaşık yirmi hastanın tedavi edilebileceği,
• Standart tanı ve tedavi protokolleri ile kontrol önlemlerini içeren bilgilerin hazırlanıp birinci basamak sağlık hizmetlerini yürüten sağlık personelinin hizmetine sunulmasının ve bu durumun süreklilik kazanmasının yararlı olacağı,
• Hastalığın endemik olarak görüldüğü illerde birinci basamak sağlık hizmetlerini yürüten hekimler başta olmak üzere, lâboratuvar teknisyenlerinin eğitimlerinin yapılması ve bu eğitimlerin sürekliliğinin sağlanması,
• Beş değerlikli antimon bileşiklerinin kullanımına devam edilmesi yanında, ülkemiz koşullarına ve hastalığın ülkemizde görülen formuna uygun alternatif olabilecek tedavi seçenekleri ile ilgili bilimsel nitelikteki çalışmalara gerek olduğu, ilgili yerlerden projeler alarak bu alanlarda pilot çalışmalar yapılabileceği hususlarının uygun olacağı merkezindedir.1




2.3.Tanısı Parazitolojik Olarak Doğrulanmış Olgularda Tedavi Yaklaşımı


Tanısı parazitolojik olarak doğrulanmış bütün olgular tedaviye alınmalıdır. Ancak, baş boyun bölgesi dışında, çapı 1cm’den küçük ve tek olan lezyonlar, gelişiminin belli aralıklarla takip edilmesi kaydıyla tedavisiz bırakılabilirler. Gebe ya da emzirenlerde beş değerli antimon bileşiği tedavisinin güvenirliliği ile ilgili yeterli bir bilgi bulunmadığından sistemik veya intralezyonel tedavi önerilmemektedir.


2.3.1. İntralezyonel enjeksiyon tedavisi gerektiren olgular


• Aşağıda belirtilen sistemik antimon tedavisi endikasyonu gerektiren olguların dışında kalanların tamamına intralezyonel enjeksiyon tedavisi uygulanabilir.
• Belirgin kardiyak, renal, hepatik ve hematolojik hastalığı bulunan olgularda intralezyonel enjeksiyon tedavisi tercih edilmelidir.


2.3.2. Sistemik antimon tedavisi gerektiren olgular


• Mukozal ve yarı mukozal tutulumu olan tüm olgular,
• Lokalizasyon itibarıyla iyileştiğinde fonksiyon bozukluğuna yol açma riskine sahip lezyonu olan olgular (Örneğin, eklem bölgelerine veya göz kapağı gibi alanlara yerleşmiş olanlar),
• Burun ve kulak sayvanı gibi altında kıkırdaklı dokunun bulunduğu deri bölgelerinde gelişmiş ülsere ve enflamatuvar lezyonlu olgular,
• Yukarıda belirtilen bölgeler dışında yerleşmiş, çapı 5 cm’nin üzerinde olan enflamatuvar ve / veya ülsere lezyonlu olgular,
• Rezidivan (nüksî) ya da kronik (süresi 2 yıldan uzun) formda lezyonu bulunan olgular,
• Altta yara iyileflmesini geciktiren kronik (diabetes mellitus gibi) veya immun yetmezlikle seyreden hastalığı olan ya da immun supresif tedavi alan olgular,
• Multiple lezyonlu (10’dan fazla) olgular.


3. TEDAVİ UYGULAMALARI


3.1. Sistemik Tedavi


10-20 mg / kg / gün (tek dozda uygulanır) beş değerlikli antimon (Sbv) 12-15 gün süreyle parenteral olarak uygulanır.
Glucantime® kas içi olarak derin enjeksiyon şeklinde, Pentostam® ise, kas içi veya damar içi olarak uygulanabilir. Damar içi uygulama, beş dakika içerisinde yavaş infüzyon şeklinde olmalıdır.
Birinci kür tedaviden sonra 1 ay ara verilir ve lezyon bu süre sonunda tekrar değerlendirilir; gerekirse ikinci kür tedavi uygulanabilir.


Sistemik kemoterapi; özellikle tedaviye dirençli rezidivan leishmaniasis olgularında, şiddetli mukozal tutulumu olanlarda, multiple lezyonlarda endike olabilir. Glucantime®; 1 kutusunda; 425 mg.lık antimona eşdeğer 1.5 gr meglümine antimonate bulunan her biri 5 ml.lik 5 ampul vardır (1ml.de 85 mg antimon içerir). Pentostam®; 100 ml.lik flakondur (1 ml.de 100 mg antimon içerir). Aşağıda her iki ilaç için de hastanın kilosuna göre önerilen dozlar verilmiştir (Tablo I). 2


Tablo 1. Sistemik Antimon Tedavisinde kullanılan ilaçların Hastanın Kilosuna Göre Dozları


Hastanın Kilosu (kg)
Glucantime®
Pentostam®
70
850 mg (10 ml)
850 mg (8.5 ml)
50
680 mg (8 ml)
700 mg (7 ml)
30
510 mg (6 ml)
500 mg (5 ml)
20
425 mg (5 ml)
400 mg (4 ml)
10
5
255 mg (3 ml)
212 mg (2.5 ml)
250 mg (2.5 ml)
200 mg (2 ml)





3.2. İntralezyonel Tedavi


İnsülin enjektörü veya tüberkülin enjektörü ile uygulanır. İlâç doğrudan enjektöre
çekilir ve lezyonun içine, intradermal olarak, lezyon tamamen beyazlaşana kadar enjekte edilir. Subkutan dokuya veya damar içerisine kaçırmadan uygulanmalıdır. Kullanılacak optimal doz, lezyonun tamamını beyazlatan dozdur(Şekil 3). Büyük lezyonlarda, lezyonun tamamını beyazlatabilmek için birden fazla noktadan enjeksiyon yapılması gerekebilir. Lezyon ülsere ise, ilâcın dışarı kaçmasını önlemek için enjeksiyon ülser kenarına, ülsere paralel olarak uygulanır.
http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/UsrImgs/sarkcibani7.pngHaftada 1 veya 2 kez olmak üzere toplam 5 doz enjeksiyon genellikle yeterlidir. Bu tedavinin tamamlanmasından 1 ay sonra yapılan kontrollerde lezyonda tam iyileşme sağlanamamış ise ikinci kür tedavi uygulanabilir. Tedavisi tamamlanan olguların relapslar açısından üç ayda bir, bir yıl süreyle kontrol edilmesi uygundur.
Tedaviye yanıtın alınamadığı olguların dermatoloji uzmanının bulunduğu bir merkeze sevk edilmesi önerilir. (Şekil 5)

İntralezyonel tedavide optimal doz lezyonun tamamını beyazlatan dozdur.

Tedaviye yanıtın alınamadığı olguların dermatoloji uzmanının bulunduğu bir merkeze sevk edilmesi önerilir.


4. KONTROL ÖNLEMLERİNDE TEMEL ESASLAR


KL artık yalnızca Güneydoğu Anadolu bölgemize sınırlı bir hastalık olmaktan çıkmış ve başta Çukurova olmak üzere başka bölgelerimizi de tehdit eden ciddi bir halk sağlığı problemi haline gelmiştir. Hatta ülkemizin en büyük kalkınma projesi olan GAP'ın tamamlanmasından sonra olası iklim, ekolojik ve demografik değişikliklerin etkisi ile hastalığın insidansında aşırı artışların olabileceği öngörülmektedir. Bu nedenle aynı zamanda kaynak rolü oynayan tüm hastaların tespiti ve tedavileri, vektör flebotomlar ve rezervuarlarla mücadele ve sağlık personelinin hastalık hakkında bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi hastalıktan korunmada biran önce hayata geçirilmesi gereken elzem yaklaşımlardır. 2


Şark çıbanının kontrol altına alınmasında ;


• Çalışlma amaçlı kitlesel yer değiştirmelerde (örneğin mevsimsel işçiler), gidilen yerdeki İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, kişilerin şark çıbanı açısından kontrolden geçirilmesi, şüpheli olgulara ait incelemelerin yapılması ve gerekirse bu olguların tedaviye alınması,
• İnce delikli cibinlik veya insektisitli cibinlik kullanımının teşvik edilmesi,
• Ev ve hayvan barınaklarının fiziksel koşullarının iyileştirilmesi (evlerin ve ahırların sıvanması, çatlak olan sıvaların tamir edilmesi, kireçle badana yapılması),
• Ev ve ahırlar ile tatarcığın diğer yaşama alanlarına yönelik kalıcı insektisitlerle ilâçlamaların yapılması,
• Hastalığın görüldüğü illerde şark çıbanı tanı ve tedavi merkezleri oluşturulması, buralarda çalışan sağlık personelinin teorik ve uygulamalı eğitimlerinin yapılması; ayrıca, bu eğitimlerinin sürekliliğinin sağlanması,
• Halkın şark çıbanı hakkında bilgilenmesi ve bilinçlenmesine yönelik eğitim faaliyetlerinde bulunulması,
http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/yonetim/UsrImgs/sarkcibani8.jpg• Tatarcığın yaşama alanlarının ıslahına ilişkin çalışmalar yapılması,
• İlgili kurum ve kuruluşların konuya gereken hassasiyeti göstermeleri ve alâka duymalarının temin edilmesi gerekmektedir. 1

Rezervuar köpeklerin tespit edilip bulaşmanın engellenmesi de KL için kontrol
önlemleri arasında gösterilebilir (Şekil 6).

KAYNAKLAR


Şark Çıbanı, Ankara 2005 Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Edisyonu
Uzun Soner, Kutanöz Leishmaniazis Tanı ve Tedavisi; Pratik Yaklaşımlar, Çukurova Üniv. Dermatoloji A.B.D.

zamanlama
03-04-2009, 08:50
Tatarcık Humması paniği

İzmir'in Kınık ilçesinde yakarca sineği tarafından ısırılan köylüler, yüksek ateş, karın ağrısı ve ishal şikayetiyle hastanelere başvururken, yetkililer korkulduğu gibi bir salgının söz konusu olmadığını açıkladı.

01 Mart 2009, 22:38
12 (javascript:puntodegis('12px', 'haber_icerik');)
14 (javascript:puntodegis('14px', 'haber_icerik');)
16 (javascript:puntodegis('16px', 'haber_icerik');)
18 (javascript:puntodegis('18px', 'haber_icerik');)


http://www.izmirmanset.com/images/haberler/004962624.jpg
Kiraz'ın Çayağzı ve Karaburç köylerinde 3 ay içerisinde yüzlerce köylünün bir anda hastalanarak yatağa düşmesi paniğe neden oldu. Yakarca sineğinin ısırması sonucu bir anda ateş basan, halsizlik ve karın ağrısı şikayeti hastanelere akın eden vatandaşlara müdahale edildi. Doktorlar tarafından ilaç ve serumla tedavisi yapılan hastalar, en az 5 gün dinlenmek zorunda kalıyor.

Çayağzı ve Karaburç köyünde bulunan 5 bin kişinin en az yarısının bu hastalığa yakalandığını söyleyen Çayağzı köyü muhtarı Hüseyin Kaymak, "Artık bu köyde Yakarca ısırmayan vatandaş sayısı çok azdır. Sineğin ısırdığı çocuk, genç ve yaşlı köylülerin hepsi en az 5 gün evde veya hastanede yatıyor. Doktorlar hastalığın çok zararlı olmadığını, Yakarca sineğinin bulaştırdığı bir virüs olduğunu ve sadece ateş ve halsizlik yaptığını söylüyor. Hastalıktan kurtulmanın tek yolu ilaçlama. İlaçlamanın havadan yapılması gerekiyor. Eğer ilaçlanmazsa, bu hastalık Kiraz ve Ödemiş'deki bütün köylere yayılabilir" diyerek, yetkililerden yardım istedi.

Gece yatarken veya otururken bir anda sineğin ısırması ile vücutlarının yandığını söyleyen köylüler, "Yakarca sineğinin ısırığı bölge anında yanmaya başlıyor. Daha sonra ateş, halsizlik ve karın ağrısına neden oluyor. En az 5 gün evde yatıyoruz. Artık bu hastalığın çaresi bulunmalı ve bizlerin mağduriyeti giderilmeli" dedi.

"TATARCIK HUMMASI SALGINI YOK"
Konuyla ilgili açıklama yapan İzmir İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Neşe Zeren Nohutcu, bölgede "tatarcık humması" şeklinde bir salgının söz konusu olmadığını söyledi. Kiraz halkının, bahar mevsiminden başlayıp, yaz mevsiminde de devam eden ve akşam saatlerinde ortaya çıkan 'tatarcık' adlı bir sineğin varlığından şikayetçi olduğunu belirten Nohutcu, bu şikayetin üzerine bölgede tüm tedbirlerin alındığını ve ilaçlama çalışmalarının yapıldığını bildirdi. Fakat basına yansıdığı şekilde bir salgının varlığından söz edilemeyeceğini belirten Nohutcu, "Kiraz'da tatarcık denilen ara hayvan nedeniyle bir şikayet söz konusu. Fakat bu bölgede 'tatarcık humması' salgını diye bir şey yok. Rahatsızlık nedeniyle 600 başvuru olduğu yazılmış, halbuki yapılan başvurular 60'ı geçmiyor. Dolayısıyla 'salgın var' diyemiyoruz. Bölgede rahatsızlığı önlemeye yönelik ilaçlama çalışmaları dahil olmak üzere tüm çalışmalar yapılıyor, her şey kontrol altında. Hiç olmayan bir olgunun, basında karşımıza varmış gibi çıkarılması hoş değil. Bu söylentiler o bölgede yaşayan insanları huzursuz ediyor. Biz bunu etik bulmuyoruz" diye konuştu.

Nohutcu, hastalığın bulaşıcı olmadığını da sözlerine ekledi. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü'nce bölgede yapılan çalışmalar doğrultusunda Kiraz Devlet Hastanesi ve bölgedeki aile hekimlerine yapılan başvuruların tekrar incelendiği ve gazete manşetlerine taşınan haber başlıklarının ve içeriğinin gerçeği yansıtmadığı ve sayıların yanlış aktarıldığı bildirildi. İncelemede, başka nedenlerle açıklanamayan ateş, halsizlik, vücutta yaygın kan ve eklem ağrıları nadiren bulantı kusma şikayeti ile Karaburç Aile Sağlığı Merkezi ve Kiraz Devlet Hastanesi'ne 2008 yılı içerisinde Karaburç'dan 41, Çayağzı'dan 8, Kiraz Merkez'den 5, Yeniköy'den 2 olmak üzere toplam 56 hastanın başvuru yaptığı belirtildi.
Hastalığın ölüme yol açmadığı, hastaların köyün belli yerlerinde lokalize olduğu, hane içinde hastaların yanında sağlıklı kişilerin olduğu, 5-9 yaş grubunda daha küçük yaşta hasta olmadığı, bölgede tatarcık sineği ile bulaştırılabilen kala-azar ve şark çıbanı hastalığına benzer bulguları olan hasta bulunmadığı, köydeki binaların yapısının tatarcık sineğinin üremesi için uygun ortam oluşturduğu, köy ekonomisinin de hayvancılığın önemli bir yer tuttuğunu ancak, hayvanların atıklarının usulüne uygun uzaklaştırılmadığı nedeniyle hastalığın oluşabileceğinin tespit edildiği bildirildi.

CaN_BaKıR
03-04-2009, 13:42
Vedat bey elinize sağlık güzel bir araştırma olmuş. Ancak sanki birazda en kötü ihtimaller göz önüne alınmış gibi..

Şimdi tatarcık ısırdı diye bu hastalıklara yakalanılacak yaralar oluşacak diye bir kaide yok tabiki. Onuda belirtmek gerekir...

Anofel türü sivrisinekler vardır mesela.. Bunların ısırması ile sıtma hastalığı yüksek ihtimalle bulaşmakta... Halk arasında bu sineklere de Sıtma Sineği denildiğide olur. Bildiğimiz basit sivrisinekten bile ne hastalıklar bulaşabilmekte...

Bunlar sadece ihtimaller...

Kimdi millet kene olayı gibi panik yapmasın diye belirtiyorum. Her kenede Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı olmayacağı gibi her sinek ısırmasında da bu tip hastalıklar bulaşmaz...

Aslında tamamen kader... Kaderde var ise sinekten değil içtiğiniz sudan bile hastalanabilirsiniz.. Ancak araştırmalarınızı burada bizlerle paylaşıp bilgilendirdiğiniz için yinede çok teşekkür ederiz...

Tamer
03-04-2009, 14:10
Güzel bir paylaşım ve bilgilenidirme olmuş,, elinize sağlık Vedat bey,, Onurun söylediklerinede iştirak ediyorum....

furkann
09-04-2009, 22:12
Gerçekten Çok Güzel Bir Çalışma Olmuş.Ben En çok Artemia yı tercih ediyorum.

Amunra
26-04-2009, 19:33
Merhabalar, bende beyaz kurt veriyorum. Yakın zamanda da su piresi vermeyi planlıyorum şuanda üretim aşamasındayım.

Halil
30-04-2009, 21:09
Merhaba,

ben digeri sectim, cünkü bana göre en iyi canli yem karidesdir.

Saygilar

jacobsen__
16-07-2009, 14:47
Yavru discuslar i.in tabiki artemia, ama büyüdüklerinde bence su piresi. Kolay üretilmesi en büyük artısı...

tropican
22-09-2009, 03:17
Vedat bey elinize sağlık güzel bir araştırma olmuş. Ancak sanki birazda en kötü ihtimaller göz önüne alınmış gibi..

Şimdi tatarcık ısırdı diye bu hastalıklara yakalanılacak yaralar oluşacak diye bir kaide yok tabiki. Onuda belirtmek gerekir...

Anofel türü sivrisinekler vardır mesela.. Bunların ısırması ile sıtma hastalığı yüksek ihtimalle bulaşmakta... Halk arasında bu sineklere de Sıtma Sineği denildiğide olur. Bildiğimiz basit sivrisinekten bile ne hastalıklar bulaşabilmekte...

Bunlar sadece ihtimaller...

Kimdi millet kene olayı gibi panik yapmasın diye belirtiyorum. Her kenede Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı olmayacağı gibi her sinek ısırmasında da bu tip hastalıklar bulaşmaz...

Aslında tamamen kader... Kaderde var ise sinekten değil içtiğiniz sudan bile hastalanabilirsiniz.. Ancak araştırmalarınızı burada bizlerle paylaşıp bilgilendirdiğiniz için yinede çok teşekkür ederiz...
Onur Bey bu başlığı daha önce okumadığım için geç bir cevap olacak ama...,ülkemizin bazı kesimlerinde endemik olup da belli zamanlarda ağır epidemiler görülmüş olan sıtma,Leishmaniasis gibi hastalıkların vektörleri için "sadece ihtimaller" "aslında tamamen kader" demek büyük bir hata olur.Bu hastalıkların önlenmesi için tek çarenin vektörlerin ve vektörlerin üreme ortamlarının yok edilmesi olduğunu,şu sıralar isimlerini pek duymuyorsak(doğu ve g.doğuda duymaya devam ediyoruz),bunun vektör kontrol çalışmaları sonucu olduğunu,aksi takdirde hastaların ilaçla tedavisinin hastalığın yayılmasının önlenmesinde bir etkisinin olmadığını belirtmek isterim.Tubifex,basit sivrisinek larvaları dahil olmak üzere doğadan canlı yem toplarken balıklarımızın sağlığı yanında kendi sağlığımıza da dikkat etmeliyiz.Bir hekim olarak şunu söylemek isterim ki mikrobiyal ve paraziter hastalıklara kimse tesadüfen yakalanmıyor,bunlar bizim gibi ülkeler için "en kötü ihtimaller" değil malesef.Doğu hizmetinde karşılaştığım Leishmania vakalarının yaşadıkları alanlarda sıkça tatarcık larvalarına rastlanmıştır.Ölümcül olmayan vakalar da bu enfestasyonun geniş yara izlerini(şark çıbanı) sıklıkla yüzlerinde olmak üzere ömür boyu taşımaktadırlar.Türkiye'nin dört bir yanına seyahat eden bu insanlar bu vektörler olmadan bu hastalığı bulaştıramazlar,kaynakları yok etmezsek "ihtimaller"i yaratan biz oluruz.Tubifexi elimizle topluyorsak paraziter bir hastalığa yakalandığımızda buna kader diyemeyiz.İnsanları paniğe sevketmeme amacınızı anlıyorum,katılıyorum,amacım kesinlikle sizi kişisel olarak eleştirmek değil ama bu işleri bu kadar basite indirgersek "gelişmekte olan ülke" olmaya uzun süre daha devam ederiz.Mesleki hassasiyetimi mazur görünüz:)..Saygılar.