Orijinalini görmek için tıklayınız : Discus Protein İhtiyacı ve Kaynakları!!! (Çeviri)
ermanaygün
06-05-2009, 19:47
Tüm hayvan türlerinde olduğu gibi balıklar içinde uygun sindirilebilir kaynaklı proteinler; balığımızın iyi bir gelişimi ve büyüme artışı için vazgeçilemez kaynaktır. Özellikle büyümede gerekli proteinlerin bünyede sentezlenmesi ve diğer enerji aktivasyonları için gerekli herşey protein diyeti ile sağlanabilir. Başka bir ifade ile günlük ayarlanması gerekli proteinin yarısı enerji gereksinimi için harcanırken diğer yarısı gelişim için kullanılmaktadır. Bu iddaa otobur canlılar içinde geçerlidir ve hemen hemen bütün balık türleri içinde aynıdır. Bu nedenle protein oranı kullanılan yemlerde; karışımda en az % 40-55 oranında teşkil olmalıdır.
Balıklar nispeten lipid ve karbonhidratlara nazaran enerji ve temel gereksinimler için protein kullanırlar. Organizma için uygulanacak diyet belirli ve gerekli oranların dışında olursa; büyüme ve gelişmede oran nispetiyle bir düşüş aynı zamanda fazlalığı durumunda dokularda birikim sebebiyle yağlanma gözlemlenir. Temel ihtiyaç düzeyinde diyet kullanımı yapılması gereken en birincil uygulama olmalıdır.
Balık protein gereksinimleri belirlenirken; Balık yaşı (büyüme çağı durumu), su sıcaklığı hesaba katılmalıdır. Boyut artışında bu iki faktörün birbiryle etkileşimi çoktur. Protein doğasında aminoasit kompozisyonu diyette enerji karşılamada ve diğer gereksinimler için önemlidir.
Akılda tutulması gerekli bir önemli nokta; Diyetteki protein aminoasit içeriği, bileşimi ve tipi dikkate alınmalıdır. İhtiyaçların tam manası ile karşılanması için... Fakat farklı çeşitteki proteinler kullanılırsa sentezlemenin tam olamamamasından dolayı çeşitli zararlar ortaya çıkar.
Aminoasitlerin kendi yapılarına göre farklı kullanılma alanları vardır.
Bunu sebeple balık için;
**Enerji kaynağı olarak, yapısının bozulması,
**Yeni protein sentezi için (Büyüme ve fizyolojik süreçler için),
**Yapısal değişiklikler için yeni bileşikleri üretmede protein kaynakları kullanılır.
Farklı balık türleri üzerinde yapılan çalışmalar 10 tür temel aminoasit işaret etmiştir. Bu araştırma ile balıklar için kısıstlamalar sağlamak değil, büyümeyi ve gelişmeyi tehlikeye atmayan amino asit bileşimini bulmak ve bunların kullanım yüzdesini bulmak amaçlanmıştır. Diyette temel amioasitlerin kullanımı sağlanırsa, hafif enerji kullanımı ile protein sentezinde maksimum artış gözlemlenicektir.
Temel aminoasitlerin eksikliği ise türlerde hastalıklara sebebiyet verecektir. Örneğin; gökkuşağı alabalığında metionina, tryptophan eksikliği ile katarkt oluşumu gözlemlenmiştir. Bazı çeşitlerin eksikliği ise genel ve uzun süreçli metobolik bozukluklara sebep olabilir.
Yukarıdaki nedenlerden ötürü, balıkalrımızın protein ihtiyacı vardır ve içeriği çok iyi değerlendirerek diyete dahil edilmelidir. Aşağıda bazı değerlendirmeler göreceksiniz.
Bazende protein ihtiyaçları istismar edilip yerine yağ kullanılmakta ve bunun tanıtımı yapılmaktadır. Proteine göre kıyaslandığında maliyet açısından daha düşük olmaktadır yağ kullanımı. Yağ gerekliliğide bulunmaktadır ancak balığın aminoasit tutma ve ihtiyacına göre bu yağ protein oranının çok iyi belirlenip verilmesi gereklidir. Şuda varki sudaki toksik olan azot atığını tolare etmek için lipid diyete dahil edilmelidir. :) Fakat bu çok dikkatli uygulanmalıdırki; dokularda ve karaciğerde aşırı yağ birikimini önleyebilelim. Bu sınırları çok iyi belirlemek gereklidir. Ben % 10 dahil etmekteyim.
Protein Kaynakları
Bu koşullarda etçil balıklar için besleme programında % 60 protein, diğer kısmında ise bitkisel ağırlıklı kuru yemler tatbik edilmelidir. Tabi proteinsel besleme kısmında balık unundan oluşan kuru yemlerde tatbik edilebilir. Fakat bu tarz bir yemin yapılması biyolojik zorluklardan dolayı ve besin eksikliği olabileceğinden dolayı yaygın olması zordur.
Kaliteli standartlarda balık unundan oluşan yem;
Ham Protein >%68
Yağ <%10
Kül <%13
Sodyum klorür <% 3
Nem <%10
Azot <%0,2
Antioksidan <200 mg/Kg
Balık ununda bütün balık kullanılarak ( kurutulmuş ve öğütülmüş) hazırlanabilir ve işlenebilir. Bu mekemmel dengede aminoasit içeren bağlı bir gruptan oluşan lizin ve türevlerini bulundurur. %60-80 arasında türlerin gerekliliğini sağlayan protein içeriği barındırır. Sonuç olarak yüksek kalitede protein içeriğine sahip olduğudur!
Yağ içeriği %4-20 arasında olan mükemmel n-3 PUFA içerir.
***pufa n-3 ; Çoklu doymamış mükemmel yağ asidi.
Protein kaynağı olarak balık ununun içeriğinde bulunan bu mükemmel yağ asitleri enerji ihtiyaçlarını proteinlerle birlikte karşılamada kapak vazifesi olarak hizmet eden ihtiyaç maddesidir. Bu yağ asitleriyle birlikte şunlarada ihtiyaç duyulmaktadır ve karşılanmaktadır. Balık ununda vitamin ihtiyaçlarınıda karşılayan aynı zamanda; kalsiyum, fosfor, selenyum ve suda eriyen vitaminler ( uygun ısı ve su konsantresinde) çok zengin olarak bulunur.
Farklı balık unları temel aminoasit içierikleri;
(100 g başına % olarak ham protein ifade ediliyor)
http://www.mondodiscus.com/discus/images/stories/MarcoMAncini/farinadipesce.jpg
1. sütun; Ringa balığı unu
2. sütun; Beyaz bianco balığı unu
3. sütun; Güney Amerika tipi balıkların unu
Yatay düzlemdeki 10 satırdada yukarıda bahsedildiği gibi amino asitler...
Balık unu, insanların yeme isteğinin düşük olduğu, atık denebilecek balıkların işlenmesiyle türetilmiş bir şeydir. Aslında bu balıklarda ham protein olarak düşük bir içerik mevzut olup, kül oranı daha yüksek bir bileşimdedir. Örneğin lizin ve methionine konsantrasyonları yaklaşık % 10 oranında daha düşüktür.
Ticari olarak en çok kullanılan türler aşağıdakilerdir. (Çevirenin notu; Latince isimler ve İtalyanca isimleri aşağıdakiler. Özellikle çevirmedim, netten bakın diye.):cool:
• pesci della famiglia delle aringhe (Clupea harengus),
• acciughe (Engraulidae spp.),
• ancioveta (Anchoa spp.),
• menadi (Brevoortia spp.).
Balık unu herzaman yüksek biyolojik besleme özelliğine sahiptir. Kullanımda kolaylık sağlayan bir madde haline getirilmiştir. Fakat tam protein değerinde aynı olan alternatif kaynaklar bulmak gerekmektedir. Gerçektende gezegenimizin balık kaynakları sömürülerek azalmakta, amansız bir tükenme büyük çevresel bir hasara ve ekonomik eksikliğe sebep olmaktadır. Nitekim yüksek özellikte kaliteye sahip bu balık unu ( yem) sürekli talep edeilmekte ve gün geçtikçe talep artmaktadır. Aynı oranda fiyatlarındaki artışta bizi başka kaynakların arayışına yönlendirmektedir. Bu nedenle son yıllarda bitkisel kökenli protein hammadde kaynakları gündemde. Fakat bu bitkisel kökenli kullanılacak yemlerde nişasta ve liflerden dolayı çok dikkatli kullanılmalıdır. İçeriği bu şekilde olan bitkisel ürünlerin kullanımı özellikle bu 2 bileşik açısından zengin ise; toplam protein konsantrasyonunu azaltarak faydadan çok zarar vermektedir. Mısır, buğday, soya fasulyesi ve yan ürünleri gibi türler otçul türler için daha çok kullanılmalıdır. Protein açısından bitki ürünleri kullanımı içeriğindeki aminoasit farklılıklarından ötürü çok sınırlanmaktadır. Özellikle lizin ve methionine içeriği yönünden sınırlanmaktadır.
Bir alternatif hammadde pamuktur. İçeriğindeki protein ve tohumunda bulunan özütler yem imalatında kullnılabilir olduğu gözlemlenmektedir. Ama içeriğindeki gossypol varlığı, sehirli bir özelliğede sahip olması ve yine özellikle lizin ve methionine de eksik olduğunundan dolayı kullanımını % 15 e sınırlandırmaktadır. Bu oran aşılmamalıdırki öldürücü olmasın. Ve yemde çok iyi değerlendirilerek kullanılması gereklidir.
Şu anda bitkilerin tohum ve yapraklarından ana hammadde olarak alınan proteinler kısmi ihtiyaçları karşılamaktadır. En yaygın bilinen soya özü ve unudur. İçeriğindeki % 86 lık protein ve lif tam bir tezat oluşturmaktadır. Bununla birlikte içeriğindeki zararlı hammaddeler balıkların yem olarak verilen proteinin % 25 olarak kullanımdan eksilmesine sebep olmaktadır.
Diğer alternatif bitkilerde dahil olmak üzere bu 2 hammadde kaynağı, tamamen balık protein ihtiyaçlarını karşılayamamakla beraber bazı gerekli aminoasitlerin varlığı nedeniyle uygulama bulmaktadır. Fakat balık unu yerine asla ikame bir madde olarak bunlar kullanılamaz. Soruna sadece kısmi bir çözüm olur.
Saygılarımla...
Metin tarafımdan sadeleştirilerek çevrilmiştir. Lütfen izin alınmadan başka yerlerde yayınlamayalım!
Kaynak; http://www.mondodiscus.com/discus/it/articoli-mondodiscus/alimentazione-delle-specie-ittiche.-le-proteine.html
Vedat Yılmaz
06-05-2009, 22:07
Ermancığım ellerine sağlık,önemli bir konu üzerine güzel bir çeviri olmuş, canına sağlık.:)
Savaş AYDIN
06-05-2009, 22:13
Erman bey elinize sağlık güzel paylaşım olmuş.
CaN_BaKıR
06-05-2009, 23:28
Valla hocam yine faydalı bir makale daha geldi sayende... Teşekkürler...
Barış ER
07-05-2009, 10:16
Elinize sağlık. Şimdi hazırladığımız mamalarda balık unumu kullanmalıyız?
Ben discusa yeni başlayan biri olarak, yavrularda büyümeyi hedefleyen bir yem tarifinin çevirisinide bekliyorum.
Erman ellerine sağlık bu çok önemli bir konu...
Bu makale bildiğiniz gibi İtalyancad çevrilmiş bir makale, bu sebebiyetle önemini vurgulamama sanırım gerek yok, İngilizce Almaca çevirilerimizden sonra DFC Tercüme Team Üyesi Erman dostumuz sayesinde artık İtaltanca kaynaklarıda sizlerin ilgisine sunuyoruz, saatlerce titizlik içinde büyük emekle yapılan bu çevirilere teşekkürü eksik etmeyin vede bu makalelerden mümkün olduğunca yüksek oranda fayda sağlayıp bir güzel sindirmeye çalışın... sorularınızı sorup irdeleyin...
Benim dikkat çekmek istediğim 2 nokta var ilki;
En yaygın bilinen soya özü ve unudur. İçeriğindeki % 86 lık protein ve lif tam bir tezat oluşturmaktadır.
Burdaki tezatı herkes bilmiyor ve sormuyor olabilir diye bilgim dahlinde açıklamak isterim, bitkisel besinlerde bulunan lifler hazırladığınız rasyondaki(yemdeki) hayvansal ve bitkisel proteinleri bağlar, yani protein yemi yiyen canlının metabolizması tarafından sindirilemez, dışkı olarak atılır, bu sebeble hazırladığınız rasyona lif oranı yüksek sebze meyva türevlerini eklerken buna dikkat etelisiniz, aynı şey insanlardada aynıdır, örneğin bunu yıllar evvel fark eden fransızlar et yemeklerinin yanında birçok ülke mutfağındaki gibi bol yeşillikli salata yemezler, yemekten 1-2 saat sonra yerler.
Diğeride Amino asitlerin önemi ve kullanım şekline dair bir uyarı niteliğinde;
Bu makaleyi okuduktan sonra amino asitlerin isimlerine bakıp faydalı olacaklarını düşünüp rasyona eklemek isteyebilrsiniz, piyasada çeşitli amaçlar ile satılan arginin lysine, valine gibi bir çok amino asiti temin etmek mümkündür, lakin bunlar sentetik labratuarlarda hazırlanmış amino asitlerdir, ringa balığındaki gibi doğal değildir, bunları rasyona göz kararı yada bilinçsizce eklemek çok kötü sonuçlara neden olabilir, bilinçlisi nası oluyor diye sorablrsiniz, discus yem rasyonuna hangi amino asit nekadar konur bunun hakkında ortada somut bir çaşılma yoktur, doz ve hangi amino asitlerin aynı rasyona girmesi gerektiği inanılmaz önemlidir, kesinlikle düşünenlerin uygulamasını önermem...
umutcutuk
07-05-2009, 10:28
Ermancım eline sağlık bir açık daha kapandı bu hızla gidersen sorulacak soru bulamayacağız:)
Vedat Yılmaz
07-05-2009, 10:42
Arkadaşlar tilapia balığı yavrularında balık unu yerine soya unu kullanılarak beslenip elde edilen sonuçların yer aldığı bir araştırma ve sonuçlar gerçekten çok ilginç bu pdf dosyayı indirip incelemenizi öneririm.
Buraya tıklayın indirin. (http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/15/188/1562.pdf)
Barış ER
07-05-2009, 11:02
Benim dikkat çekmek istediğim 2 nokta var ilki;
bitkisel besinlerde bulunan lifler hazırladığınız rasyondaki(yemdeki) hayvansal ve bitkisel proteinleri bağlar, yani protein yemi yiyen canlının metabolizması tarafından sindirilemez, dışkı olarak atılır, bu sebeble hazırladığınız rasyona lif oranı yüksek sebze meyva türevlerini eklerken buna dikkat etmelisiniz, aynı şey insanlardada aynıdır, örneğin bunu yıllar evvel fark eden fransızlar et yemeklerinin yanında birçok ülke mutfağındaki gibi bol yeşillikli salata yemezler, yemekten 1-2 saat sonra yerler.
Tamer, peki dana yüreğine hiç bitkisel ürün koymasak nasıl olur? Çekelim dana yüreğini sade olarak verelim. Tek başına yeterli olacakmı? Kullandıkları mama tarifini vermekten , örnek olarak sunmaktan insanlar neden kaçınır anlamıyorum. Herkes ben bu balığı böyle yetiştiririm diyor ama kimsede örnek olmuyor. Bu ticari kaygılardan ne zaman sıyrılacak insanlar merak ediyorum.
Vedat Yılmaz
07-05-2009, 11:13
Tamer, peki dana yüreğine hiç bitkisel ürün koymasak nasıl olur? Çekelim dana yüreğini sade olarak verelim. Tek başına yeterli olacakmı? Kullandıkları mama tarifini vermekten , örnek olarak sunmaktan insanlar neden kaçınır anlamıyorum. Herkes ben bu balığı böyle yetiştiririm diyor ama kimsede örnek olmuyor. Bu ticari kaygılardan ne zaman sıyrılacak insanlar merak ediyorum.
Barış bu konuda benim bir önceki mesajımda eklediğim PDF dosyayı indirip yapılan araştırmayı okursan oran konusunda çok daha net fikirlere sahip olursun.
Tamer, peki dana yüreğine hiç bitkisel ürün koymasak nasıl olur? Çekelim dana yüreğini sade olarak verelim. Tek başına yeterli olacakmı? Kullandıkları mama tarifini vermekten , örnek olarak sunmaktan insanlar neden kaçınır anlamıyorum. Herkes ben bu balığı böyle yetiştiririm diyor ama kimsede örnek olmuyor. Bu ticari kaygılardan ne zaman sıyrılacak insanlar merak ediyorum.
Barış ben zaten koymuyorum, yürek yemimin tarifide hem burada hem kişisel web sitem orjindiscus.com'da mevcut, bitkisel içerikli yemlerimi ayrı öğünlerde veriyorum, alg flake, haşlanmış ıspanak gibi..... fakat rasyon en iyi bulana kadar sürekli geliştirilen deneme sürecinin devam ettiği birşeydir, bu eklemeleride şahsım adıma söyleyim zaman zaman konu içlerinde belirtiyorum, örneğin Lecitin eklediğimi geçen bir yazımda belirttim, karides oranını azalttığımıda belirtmiştim...
Yemlerinin formülünü saklayanlar olabilir, insanların kişisel tercihleri saygı duymak lazım,,,, ama şu var reklamını yapmaktan ve yaptırmaktan bir an geri durmayan,lakin bildiklerini anlatmaktan çekinen her camiada birilerini görmek hiçte zor değil... Bu kişiler kendi saygınlıklarının ve itibarlarının sınırlarınıda kendileri çizmiş olur... başka onlara diyecek birşey olamaz...
Alanin
Alanin bir alfa-amino asittir ve kimyasal formülü HO2CCH(NH2)CH3’ tür. Molekül ağırlığı 89.1 g/mol’dür.
Doğada L-alanin ve D-alanin olmak üzere iki farklı formu bulunmaktadır. L izomeri, 20 temel aminoasitten biridir, yani proteinin ana taşlarındandır. Kodları GCU, GCC, GCA ve GCG şeklindedir. Polar olmayan amino asitler sınıfındadır.
Proteinlerin yaklaşık olarak %7.8'i alanin yapıtaşlarından oluşur. D-alanin, bazı bakterilerin hücre duvarlarında ve peptit antibiyotiklerin yapılarında bulunmaktadır.
Yapısı:
Alaninin alfa-karbon atomları metil (-CH3) gruba bağlanırlar. Bu da, alanini molekül yapısıyla ilgili olarak en basit amino asitlerden biri haline getirir ve alifatik aminoasit olarak sınıflandırılmasına yol açar. Alanindeki metil grup reaktif değildir ve bundan dolayı tamamen protein fonksiyonlarına sahip değildir.
Besin kaynakları:
Alanin temel aminoasitlerden değildir. Diğer bir deyişle, insan vücudunda üretilebilir ve besinlerle direk almaya gerek yoktur. Alanin bir çok gıdada bulunur, fakat ette çok fazla miktarlarda bulunur.
Alanin içeren besinler şunlardır:
Hayvansal Kaynaklar: Et, su ürünleri, kazein, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, jelatin, süt albümini.Bitkisel Kaynaklar: Fasulye, kabuklu yemiş, soya, çekirdek, bira mayası, kahverengi pirinç kepeği, mısır, baklagiller, tahıllar.
Biyosentezi:
Alanin, insan vücudunda pürivat ve valin, lösin, izolösin gibi dallanmış zincir içeren amino asitlerden üretilebilir. En yaygın olarak, alanin pürivatın indirgeyici aminasyonuyla üretilir. Transaminasyon tepkimelerinin tersinir ve pürivat yayıcı olmasından dolayı, alanin kolayca oluşur. Böylece glikoliz, glukoneojeniz ve sitrik asit döngüsü gibi metabolizma yolları kapanmış olur. Aynı zamanda, alanin laktatla beraber artar ve alanin döngüsünden kaynaklı proteinden glukoz üretir.
Kimyasal sentezi:
Rasemik alanin, amonyum kloridle asetaldehit yoğunlaşması sonucunda hazırlanabilir. Bu süreçte, ortamda potasyum siyanit olmalıdır. Bu Strecker tepkimesidir.
Arginin
Arginin (Arg,R) bir alfa-aminoasittir. Molekül ağırlığı 174.2 g/mol ve molekül formülü C6H14N4O2'dir. Sistematik ismi 2-amino-5-(diaminometiliden amino) pentanoik asit’tir.L-arginin, doğada bulunan proteinlerin yapısını oluşturan 20 aminoasitten biridir. Kodları, CGU, CGC, CGA, CGG, AGA ve AGG şeklindedir. Memelilerde, bireyin organizmasının gelişim safhasına ve sağlık durumuna bağlı olarak yarı temel aminoasit ya da koşullu aminoasit olarak sınıflandırılır. Bebekler yeterli miktarda arginin sentezleyemediklerinden, ihtiyaçları olan arginini besinsel olarak dışarıdan almaları gereklidir. Arginin, 4 karbon alifatik düz bağ içerir. Bu bağın uzun yan zinciri hidrofobik özellik taşımasına rağmen bu yan zincirin ucunda bir guanidyum grubu bulunmaktadır. 12.48’lik bir pKa‘ya sahip olan guanidyum grup nötr, asidik ve hatta bir çok bazik ortamda bile pozitif yüklüdür. Böylece guanidyum grup, alaninin temel kimyasal özelliklerini ortaya koyar. Çift bağ ve nitrojen yalnız elektron çiftleri arasındaki konjugasyondan dolayı pozitif yükler bir çok H-bağı oluşturarak delokalize olurlar.
Besin kaynakları:Arginin, temel amino asitler sınıfında değildir; insan vücudunda üretilebilir ve direk gıdayla alınması gerekmez. Fakat biyosentetik döngüde yeterli miktarda arginin üretilmez ve bir kısmı beslenme yoluyla tüketilir. Iyi beslenmeyen ve bazı fiziksel sorunları olan bireylere arginin içeren gıdalar tüketmeleri önerilir.
Arginin çeşitli gıdalarda bulunur. Bunlar:
• Hayvansal kaynaklar: Süt ve süt ürünleri (yoğurt, peyniraltı suyu proteini içecekleri, beyaz peynir, rikotta), sığır eti, kümes hayvanları eti (tavuk, hindi), sülün, bıldırcın, su ürünleri (pisibalığı, ıstakoz, salomon, karides, salyangoz, tuna).
• Bitkisel kaynaklar: buğday tohumu ve unu, esmer buğday, granol, yulaf unu, kabuklu yemiş (hindistancevizi, ceviz, kaju, badem, fındık, fıstık), çekirdek (ayçiçeği, susam, balkabağı), bezelye, soyafasulyesi.
Biyosentezi:
Arginin, sitosolik enzimlerinin ardışık olarak argininosükinat senteziyle (ASS) ve argininosükinat liyazıyla (ASL) sitrülinden sentezlenir. Her arginosükinat molekülünün sentezi için ATP’den (adenosin trifosfat) AMP (adenosin monofosfat) hidrolizi gerekir. Bu yüzden bu sentezleme enerji bakımından masraflıdır.
Sitrülin, farklı kaynaklardan türetilebilir.
• Nitrik oksit sentezi (NOS) ile argininden,
• Prolin ya da glutamin/glutamat katabolizmasıyla ornitinden
• DDAH ile asimetrik dimetilargininden (ADMA)
Arginin, glutamin ve prolin bağ yapma yolları çift yönlüdür. Böylece, bu amino asitlerin kullanımı ya da üretimi hücre tipine ve gelişim evrelerine bağlıdır.
Tüm vücut bazında, arginin sentezi böbrek-bağırsak ekseninde gerçekleşir. Bu bölgelerde, glutamin ve glutamattan sitrülin üreten ince bağırsak epital hücreleri böbrek proksimal tübül hücreleriyle işbirliği içindedir. Böbrek hücreleri, sitrülini döngüden çıkarıp arginine çevirir. Sonuç olarak, bağırsak ya da böbrek fonksiyonlarının zayıflaması endojen arginin sentezini azaltır, ve besinle alınması gereken miktarı artırır.
Sitrülinden arginin sentezi diğer hücrelerde de düşük değerlerde gerçekleşebilir. Sitrülin NoS kataliz tepkimelerinin yan ürünüdür ve sitrülin-NO veya arginin-sitrülin yollarını izleyerek arginine dönüşebilir. Bir çok hücrede, NO sentezini destekleyerek belli bir dereceye kadar argininin yerini tutabilir.
İşlevi:
Arginin hücre bölünmesinde, yaraların iyileşmesinde, vücuttan amonyak atılmasında, bağışıklık sisteminde ve hormonal dengede önemli bir rol oynar.
Gıdalarla alınan L-argininin yararları ve işlevleri aşağıdaki gibidir:
• Nitrik oksit sentezinde uyarıcıdır.
• Vücutta, yaşlanmayı önleyen en önemli hormonların salgılanmasını artırır.
• Bağışıklık sistemini geliştirir.
• Kalp hastalıkları riskini azaltır.
• Kas kütlesini artırır.
• Adipoz doku vücut yağlarını azaltır.
• isülin duyarlılığını geliştirmeye katkıda bulunur.
• Erkeklerde kısırlık riskini azaltır.Kan dolaşımını hızlandırır.
Fenilalanin
Fenilalanin (Phe, F) bir alfa-amino asittir. Formulü HO2CCH(NH2)CH2C6H5 'dir ve molekül ağırlığı 165.19 g/mol’dür. Sistematik adı 2-Amino-3-fenil-propanoik asittir.
Fenilalanin, anne sütünde, bazı bitkilerde ve mikroorganizmalarda bulunur. Üretilen formları yiyecek ve içecek ürünlerinde kullanılır ve besin takviyesi olarak ağrı kesicilerde ve ntidepresanlarda kullanılır. Esansiyal bir amino asittir. Benzil yan zincirlerinin hidrofobik doğasından dolayı polar değildir. L-fenilalanin kodonları UUU ve UUC şeklindedir. Beyaz, toz halinde bir katıdır. L-fenalalanin (LPA) elektriksel olarak nötr bir amino asittir. Protein yapısındaki 20 temel aminoasitten biridir ve DNA tarafından kodlanır.
Biyosentezi:
Memelilerde, anne sütü fenilalanin bakımından zengindir. Aynı zamanda, bitkiler ve mikroorganizmalar prefenattan (şikimat reaksiyonu gidiş şekli) üretebilirler. Prefenat, fenilpürivat vermek için hidroksil grubunu kaybederek dekarboksile olur. Bu türler, fenilalanin ve alfa-ketoglutarat oluşturmak için glutamatı nitrojen kaynağı gibi kullanarak transamine olurlar.
Diğer biyolojik rolleri:
L-fenilalanin L-triosine de çevrilebilir. L-triosin de DNA tarafından kodlanan bir amino asittir ve daha önceden dopamin, noradrenalin ve adrenaline çevrilmiş olan L_DOPA’ya dönüştürülür. Fenilalanin, aynı aktif transport kanalında triptofan gibi kullanılır ve serotonin üretimini engeller. Lignin, fenilalaninden ve triosinden türer. Fenilalanin, fenilalanin amonya liaz enzimiyle sinnamik asite çevrilir.Genetik bir hastalık olan fenilketonüri (PKU) fenilalanin metabolizmasını engeller. Bu hastalığı taşıyan bireyler fenilalanin tüketiminden kesinlikler kaçınmalıdırlar. Bu besinsel kısıtlama, kanında fazla derecede fenilalanin bulanan hamile kadınlara uygulanır. PKU taşıyıcıları, fenilalanin çoğalmasını kontrol almak için aldıkları proteini takip etmelidirler. Fenilalaninin gıda olmayan kısmı yapay tatlandırıcı aspartamdır. Bu bileşik, vücut tarafından bir çok kimyasala parçalanır; fenilalanin de yan ürünlerden birisidir. Fenilketonürilerin protein ve buna benzer gıdaların vücuda alımıyla ortaya çıkan parçalama problemleri daha az şiddetle de olsa aspartam sindiriminde de su yüzüne çıkar. Bir çok ülkede, aspartam içeren ürünlerin üzerinde bir uyarı bulunması zorunludur.D- ve DL-fenilalaninD-fenilalaninin (DPA) doğal olmayan streoizomerleri geleneksel organik sentezlemeyle üretilebilir ya da tek enantiomer veya rasemik karışım bileşeni olarak üretilir. İşlem gören ve yaşlanmış proteinlerde bulunur. Proteinlerde az miktarda bulunmasına rağmen protein sentezine katılmaz. Bazı D-amino asitler (D-fenilalanin gibi) farmakolojik aktiviteler gösteriyor olsa da, biyolojik fonksiyonları belirsiz kalır.DL-fenilalanin, ağrı kesici ve antidepresanlar için besin takviyesi olarak satılır. DL-fenilalaninin ağrı kesici görevi, karboksipeptidaz enzimiyle enkefalin indirgenmesinin D-fenilalaniniyle bloklanması olarak açıklanabilir. DL-fenilalanin mekanizmasının antidepresan etkisi L-fenilalaninin nörotransmit, nöroinefirin ve dopamin sentezinde uyarıcı rol oynamasının bir sonucu olabilir.
Metiyonin
Metiyonin yağların işlenmesine ve yakılmasına yardım eden, vücutta üretilemeyen gerekli aminoasitlerdendir. Bu aminoasit ilk olarak 1922 yılında kazein proteininden izole edilmiştir. İnsan vücudu tarafından sentezlenemediği için, beslenme yoluyla dışarıdan temin edilmesi şart olan temel aminoasitlerden biridir. Metiyonin diğer aminoasitler gibi proteinlerin başka pozisyonlarında da yer alabilmektedir, fakat protein sentezi esnasında ilk eklenen aminoasit her zaman metiyonindir. Metioninin insan metabolizmasına birçok faydası vardır. Bunlardan bazıları şöyledir:
Metiyonin lipotropiktir yani karaciğerin yağları işlemesine yardım eder. Diğer lipotropikler kolin, inositol ve betaindir. Lipotropikler vücuttan toksinlerin atılmasına, karaciğerde yağ toplanmasını engelleyerek karaciğerin düzgün çalışmasına yardım eder.
Vücudun doğal antioksidanı glutationun üretimi için gerekli olan sülfürü içerir. Ayrıca vücutta sülfür içeren, vücuttan toksinlerin atılması, sağlıklı dokuların oluşturulması ve kalp sağlığı için önemli diğer iki aminoasit, sistein ve taurinin üretimi için metiyonin gereklidir.
Metiyonin, kaslarda bulunan ve kaslara hareket etmek için ihtiyaç duydukları enerjiyi sağlamada görevli, kısa ve yoğun antremanlarda atletik performansı artıran kreatinin üretiminde de yer alır. Kreatin bütün kaslar için gereklidir. Kalp kaslarının normal çalışması ve dolaşım sisteminin sağlığı için de gereklidir.
Cilt, tırnak ve bağ doku oluşumlarının 3'te 1'ini teşkil eden kolajen üretimi için metiyonin gerekir.Metiyonin iltihaplanmaya neden olan histamin maddesinin azaltılmasına yardım eder.AIDS hastalarında metiyonin miktarının düşük olduğu tespit edilmiştir.Araştırmalar metiyoninin pankreas iltihabı, idrar yolları enfeksiyonları ve Parkinson hastalığının tedavisinde yardımcı olabileceğini gösteriyor. Yaban mersini bitkisinde olduğu gibi, metiyonin bakterilerin idrar yollarının duvarlarına yapışmasını ve çoğalmasını önler.Yetişkin bir insanın günlük metiyonin ihtiyacı 800-1000 miligram arasıdır. Aşırı doz metiyonin, folik asit, B6 ve B12 vitaminleri de yeteri kadar alınmazsa, kalp hastalıklarıyla ilişkili homosistein maddesinin üretimini artırabilir. Uzun süre günde 2 grama kadar metiyonin takviyesinin herhangi bir yan etkisi rapor edilmemiştir. Eğer metiyonin takviye olarak alınacaksa, kolin ve inositol ile miktarları dengelenerek alınması tavsiye edilmektedir.
Metionin Kaynakları
Metionin içeren yiyecekler meyveler, et, sebzeler, fındık ve baklagillerdir. Ispanak, yeşil bezelye, sarmısak, bazı peynirler, mısır, antep fıstığı, mahun cevizi, fasulye ve tofu zengin oranda metionin içerirler
Lisin
Lisin (Lys, K) bir alfa-aminoasittir. Kimyasal formülü HO2CCH(NH2)(CH2)4NH2 ve molekül ağırlığı 146.188 g/mol’dür. Sistematik adı 2,6-diaminoheksanoik asittir. Kodları AAA ve AAG şeklindedir. İnsan vücudunda sentezlenmez, bu nedenden dolayı esansiyel bir aminoasittir.
Lisin, arginin ve histidin gibi bazdır. Genelde epsilon-amino grubu hidrojen bağlarına katılır ve katalizde genel bir baz olarak bulunur.
(Yaygın post-translasyonel değişimler epsilon-amino grubun metilasyonunu (metil-, dimetil-, and trimetillisin oluşturarak) içerir. Sonraki değişim kalmodulinde gerçekleşir. Lisindeki diğer bir post-translasyonel değişim asetilasyon ve ubikitinasyon proseslerini içerir.)
BiyosenteziEsansiyel bir aminoasit olan lisini hayvanlar sentezleyemez. Bitkiler ve mikroorganizmalar ise aspartik asitten sentezlerler. Kapak zincir reaksiyonu, delta1-piperidin-2,6-dikarboksilata indirgenen dihidropikolinat oluşturur. Heterosikliğin açık halkasında lisini meydana getiren pimelik asit türevleri görülür.
Lisin biyosentezine katılan enzimler şunlardır:
Aspartokinaz
Beta-aspartat semialdehit dehidrojenaz
1. Dihidropikolinat sentaz
2. delta1-piperidin-2,6-dikarboksilat dehidrojenaz
3. N-sukkinil-2-amino-6ketopimelat sintaz
4. Sukkinil diaminopimelat aminotransferaz
5. Sukkinil diaminopimelat desukkinilaz
6. Diaminopimelat epimeraz
7. Diaminopimelat dekarboksilaz
Memelilerde, alfa-ketoglutarat başlangıç transaminasyonu sayesinde asetil-CoA üretmek amacıyla lisin metabolize olur.Dekarboksilasyonla, lisinin bakteriyel parçalanması sonucunda kadaverin çıkar. Sentetik ve rasemik lisin sentezi kaprolaktamla başlar.
Besin Kaynakları
Bir insanda günlük lisin ihtiyacı 1-1.5g’dır. Lisin, tüm tahıllarda limitleyici aminoasittir.Lisin içeren bitkiler şunlardır: Soya fasulyesi, su teresi, sukabağı, keçiboynuzu, fasulye, kabuklu yemiş, kuşkonmaz, ıspanak, horozbibiği çiçeği, Karaman kimyonu, acı bakla, mercimek.
Lisin kaynakları genelde protein bakımından zengin olan besinlerdir. Bunların içinde et (kırmızı et, domuz eti ve tavuk eti), peynir, balık ve yumurta da vardır.
Valin
(Val,V) proteinleri oluşturan 22 aminoasitten biridir. İsmini "valerian" isimli bitkiden almıştır. Beslenme açısından dışarıdan alınması zorunlu (esansiyel) olan aminoasitlerdendir.Orak hücreli Akdeniz anemisinde hemoglobinlerde, bir mutasyon sebebiyle valin, hidrofilik(suyu seven) olan glutamik asidin yerini almıştır. Fakat valin hidrofobik olduğu için hemoglobin olması gerektiği şekilde üç boyutlu yapısına katlanamaz ve alyuvarlar içinde kristalize olur. Valin, yan zinciri her hangi bir yük taşımadığı için nötr bir aminoasittir.1994 yılında en büyük beş sigara üreticisi firma tarafından yayınlanmış olan bir rapora göre valin sigara içerisine eklenen 599 maddeden biridir. Diğer birçok madde gibi sigara içine niçin eklenildiğine ilişkin bir bilgi yoktur. Ancak son araştırmaların gösterdiği sonuca göre valin, karaciğerden fazla nitrojenin atılmasına ve nitrojenin diğer dokulara taşınmasına yardım eder.
Valin KaynaklarıValin açısından zengin olan besinler et, süt ve süt ürünleri, mantar, yer fıstığı, balık, susam, soya ürünleri ve mercimektir. Genelde valin ihtiyacı günlük diyetle karşılanır.
Valinin İşlevleri
Valin dallı zincirli aminoasittir. Dallı zincirli aminoasitler grubundaki izolösin ve lösin aminoasitleriyle beraber büyüme, dokuların tamiri, kan şekerini düzenleme ve vücuda enerji sağlama fonksiyonlarında görev alır.Valin merkezi sinir sisteminin düzgün çalışması için önemlidir.Yoğun antrenman esnasında valin vücudun enerji ihtiyacını glikozdan karşılamasına yardım ederek enerji için kasların kullanılmasını yani kasların yakılmasını önler.Valin karaciğerden fazla nitrojenin atılmasına ve gerektiğinde nitrojenin diğer dokulara taşınmasına yardım eder.Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarının tedavisine yardım eder.Beyin hastalıklarının, alkolden kaynaklanan beyin hasarlarının tedavisinde yardımcı olabilir.
Valin vücutta üretilmediğinden gıda yoluyla alınmalıdır.
Akçaağaç balı idrar hastalığında lösin, izolösin ve valin aminoasitleri metabolize edilemez (yıkımı gerçekleştirilemez). Bu hastalığa bu ismin verilmesinin nedeni hastaların idrarının akçaağaç balı gibi kokmasıdır.Valin eksikliği sinirleri kaplayan miyelin dokuyu etkileyebilir ve sinirsel problemler ortaya çıkabilir.Düşük proteinli diyetle beslenenler valin takviyesi almayı düşünebilirler. Valin diğer dallı zincirli aminoasitler izolösin ve lösinle beraber alınmalıdır. 2 gr lösin ve valin 1 gr izolösinle birlikte alınmalıdır.Aşırı dozda valin takviyesi cilt problemlerine ve halüsinasyonlara neden olabilir. Karaciğere rahatsızlık verebilir, amonyak miktarını artırabilir.Karaciğer ve böbrek sorunları olanlar bir uzmana danışmadan valin kullanmamalılar
Treonin
(Thr, T) canlıların yapısında yaygın olarak bulunan 20 aminoasitten biridir. Beslenme açısından insanların yiyecekler yoluyla dışarıdan almaları gerekli olan esansiyel aminoasitlerdendir. Treonin vücuttaki uygun protein dengesinin kurulmasına yardımcı olarak normal gelişimi sağlayıcı etkiye sahip önemli bir aminoasittir. Treonin ayrıca vücuttaki kardiyovasküler, karaciğer, bağışıklık ve merkezi sinir sistemlerini destekler.Kalp, merkezi sinir sistemi ve iskelet kaslarında bulunan bir aminoasittir. Sara nöbetlerinin kontrolünde treonin devreye girer.
Treonin insan vücudu tarafından sentezlenemediği için, dışarıdan beslenme yoluyla alınması hayati önem taşımaktadır. Bir çok proteinden temin edilebilmektedir. Fakat bitkiler ve mikroorganizmaların çoğu aspartik asitten yola çıkarak treonin sentezleyebilme yetisine sahiptirler.
Treoninin İşlevleri
İnsan metabolizmasında kolajen, elastin (protein çeşidi) ve kas dokularının yapımından görevli iki aminoasit olan glisin ve serinin sentezi için treonin gerekmektedir. Treonin vücuttaki bağ ve kas dokularının güçlü olması ve elastikiyeti için gereklidir. Bunların yanı sıra kemik ve diş yapısının yapımına katkısı olur ve bir takım yaraların ve enfeksiyonların iyileşme sürecini hızlandırıcı etkiye sahiptir.
Aspartik asit ve metiyonin aminoasitleri ile birleşerek lipotropik fonksiyon oluşturarak karaciğere yardımcı olur ve yağların sindiriminde etkili olur. Vücutta yeteri miktarda treonin bulunmadığı durumlarda, yağ sindirimi verimlilikle gerçekleştirilemez ve karaciğerde yağ tabakaları birikimi gözlenir. Bu durum da karaciğer yetersizliğine yol açabilmektedir.
Treonin, antikor üretimine katkı sağlayarak bağışıklık sistemini destekler. Merkezi sinir sisteminde yoğunlukla bulunması nedeniyle bazı depresyon türlerinin tedavisinde kullanılabilmektedir. Amyotrofik lateral skleroz (ALS- merkezi sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin kaybından ileri gelen bir hastalık) rahatsızlığının tedavisinde de kullanılır, çünkü treonin merkezi sinir sistemindeki glisin seviyesinde artış sağlamaktadır. Araştırmalar treonin takviyesinin multipl skleroz (sinir ve kas fonksiyonlarını etkileyen özbağışıklık hastalığı) rahatsızlığının semptomlarının azaltılmasında etkili olduğunu göstermektedir. 1992 senesindeki araştırmaların sonucuna göre, günlük 7.5 mg treonin takviyesinin, spastisitede (kasların aşırı gerginliği durumu) düşüş sağladığı gözlemlenmiştir.
Treonin Kaynakları
Treonin esansiyel aminoasittir, yani günlük diyette mutlaka alınması gerekmektedir. Zengin treonin içeriğine sahip olan yiyecekler peynir, et ve balık ürünleri, mercimek ve susamdır. Dengeli beslenme treonin eksikliğini önlemekte yeterli olmaktadır. Ancak vejetaryenler treonin ihtiyaçlarını bu besinlerden sağlayamadıkları için treonin takviyesine ihtiyaç duyabilmektedirler. Treonin çoğunlukla ette bulunmaktadır ve bakliyatlarda bulunan treonin miktarı çok düşük seviyelerdedir. Treonin eksikliğinin belirtileri, duygusal çalkantılar, sindirim bozuklukları ve karaciğer yağlanması olarak görülmektedir. Treonin, protein tozları/barları, aminoasit tabletleri gibi birçok protein takviyeleri ile de alınabilmektedir. Günlük dozu 103-150 mg'dır. Doz aşımının yol açtığı vücutta biriken aşırı treonin, karaciğer fonksiyonlarını tahrip eder ve aşırı üre üretimine yol açar. Bu durum da vücutta amonyak zehirlenmesine
Konu içerikleri hammadeler .com'dan alıntıdır.
mustafaburuk
07-05-2009, 14:15
Erman bey öncelikle elinize sağlık.Ben amino asitleri ve vitamini balıklrarıma bir markanın hazırlamış olduğu özeltiden prospektüsü doğrultusunda veriyorum.Ama şu var doğada hiç dana görmemiş bir balığa bu hayvanın yüreğini vermek bana ters geliyor.
Buradan hareketle yüreği menüden çıkardık ve kuru yeme geçiş yaptık.İki balığımız kendini kasarak ve de sağa sola çarparak öldü.Yaptığımız kontroller sonucunda ster yada yem düzenini değişikliğine bağladık.Tekrar mama uygulayacağız ama yürek yok.Karides ve somon ve spiruluna düşünüyoruz.Tabi birde kuru yem ve de canlı yem.
Çünkü dana yüreğinin taze ve de steril olanını pek bulamuyoruz.Malum birde sakatatçılardan aldığımızı düşünürsek ve sakaktatçıda hangi koşullarda ve ne kadar sürede beklediğini düşünürsek.Haklılık payım var galiba.
Başımın belası bir iç parazit yüzünden bir sürü ezberimi bozdum.Bakalım gelecek bende diskus adnına neler getirecek.Bu açıdan tercümeleriz bizi yön vermiyor değil.Tekrar teşekkürler.
Bir lisan bir insan.İki lisan iki insan.Fatih Sultan Mehmet 7 dili küçük yaşta bedava öğrenmedi;)
ermanaygün
09-05-2009, 07:21
Ermancığım ellerine sağlık,önemli bir konu üzerine güzel bir çeviri olmuş, canına sağlık.:)
Vedat abim, samimi yorumuna ben teşekkür ediyorum.
Saygılarımla
ermanaygün
09-05-2009, 07:21
Erman bey elinize sağlık güzel paylaşım olmuş.
Savaş Bey teşekkürler...
Saygılarımla...
ermanaygün
09-05-2009, 07:23
Valla hocam yine faydalı bir makale daha geldi sayende... Teşekkürler...
Onur devam edeceğiz bu tür paylaşımlara. İzlemede kalınbiggrin İnşallah dediğiniz gibi makaleler gerçekten hobici arkadaşlarımıza faydalı oluyordur.
Saygılarımla...
ermanaygün
09-05-2009, 07:28
Elinize sağlık. Şimdi hazırladığımız mamalarda balık unumu kullanmalıyız?
Ben discusa yeni başlayan biri olarak, yavrularda büyümeyi hedefleyen bir yem tarifinin çevirisinide bekliyorum.
Barış Bey,
Aminoasit türleri ve ihtiyaçları konusunda yazar çok önemli bir yere dikkat çekmiş. Bakın oraya un yapımında kullanılan balık türlerini yazarın orijinal yazdığı isimleri çevirmeden koydum. Netten onları bi aratın. Karışımınıza eş özellikteki türleri koymayı deneyin. Bence faydası olacak. Bu yazı bilimsel bir araştırma. ;)
Beklentiniz konusunda; Güzel yabancı bir tarif bulur bulmaz çevirip ekliyeceğim. İnanın bende arıyorum. Ama malum sebepten ötürü bazı yabancı üreticiler hep saklıyorlar. Sizde bir tarif bulursanız bana yollayın ben çevirirm. İngilizce, İtalyanca ve Fransızca olması koşulu ile...:cool:
Saygılarımla...
ermanaygün
09-05-2009, 07:36
Erman ellerine sağlık bu çok önemli bir konu...
Bu makale bildiğiniz gibi İtalyancad çevrilmiş bir makale, bu sebebiyetle önemini vurgulamama sanırım gerek yok, İngilizce Almaca çevirilerimizden sonra DFC Tercüme Team Üyesi Erman dostumuz sayesinde artık İtaltanca kaynaklarıda sizlerin ilgisine sunuyoruz, saatlerce titizlik içinde büyük emekle yapılan bu çevirilere teşekkürü eksik etmeyin vede bu makalelerden mümkün olduğunca yüksek oranda fayda sağlayıp bir güzel sindirmeye çalışın... sorularınızı sorup irdeleyin...
Benim dikkat çekmek istediğim 2 nokta var ilki;
Burdaki tezatı herkes bilmiyor ve sormuyor olabilir diye bilgim dahlinde açıklamak isterim, bitkisel besinlerde bulunan lifler hazırladığınız rasyondaki(yemdeki) hayvansal ve bitkisel proteinleri bağlar, yani protein yemi yiyen canlının metabolizması tarafından sindirilemez, dışkı olarak atılır, bu sebeble hazırladığınız rasyona lif oranı yüksek sebze meyva türevlerini eklerken buna dikkat etelisiniz, aynı şey insanlardada aynıdır, örneğin bunu yıllar evvel fark eden fransızlar et yemeklerinin yanında birçok ülke mutfağındaki gibi bol yeşillikli salata yemezler, yemekten 1-2 saat sonra yerler.
Diğeride Amino asitlerin önemi ve kullanım şekline dair bir uyarı niteliğinde;
Bu makaleyi okuduktan sonra amino asitlerin isimlerine bakıp faydalı olacaklarını düşünüp rasyona eklemek isteyebilrsiniz, piyasada çeşitli amaçlar ile satılan arginin lysine, valine gibi bir çok amino asiti temin etmek mümkündür, lakin bunlar sentetik labratuarlarda hazırlanmış amino asitlerdir, ringa balığındaki gibi doğal değildir, bunları rasyona göz kararı yada bilinçsizce eklemek çok kötü sonuçlara neden olabilir, bilinçlisi nası oluyor diye sorablrsiniz, discus yem rasyonuna hangi amino asit nekadar konur bunun hakkında ortada somut bir çaşılma yoktur, doz ve hangi amino asitlerin aynı rasyona girmesi gerektiği inanılmaz önemlidir, kesinlikle düşünenlerin uygulamasını önermem...
Tamer bu konuda teşvik ettiğin için teşekkür ediyorum. DFC ailesinde olmaktanda samimiyetimle söylüyorum, onur duyuyorum. Şimdiye kadar açıklıkla söylüyeyim öteki forumlarda bu tarz paylaşımlara girmedim, uğraşmadım. Ama burası gerçekten başka... Herzaman elimden geleni yaparım. Okuyandan, teşekkür edenden, etmeyendende Allah razı olsun. Yeterki insanlara birşşeyler katabilelim. :cool:
Lipid ve karbonhidratlarla alakalı olan çeviride yolda. Fakat malum dün sabah İstanbula gelmemle beraber yoğun bir koşturmaca başladı gene. İlk fırsatımda çevirip yayınlayacağım.;)
Çeviriden güzel bir noktayı gene yakalayıp insanların dikkatine sundun. Kesinlikle gözardı edilmemesi gereken bir husus. İnsanlar faydalı olsun diye baldan tutta yeşilliklere kadar mamada herşeyi ekliyor. Ama düşünmüyor, birbirlerini kesermi diye:) Çok dikkat etmek lazım.. İnşallah araştırp en doğru karışımı burada hep beraber yakalıyacağız...;)
Tamer özellikle insanların dikkatini cımbızlasın diye kullanılan balıkların isimlerini orijinal bıraktım çeviride. Bunları ve benzerlerini tedarik etmek lazım...
Bir kere daha güzel cümlelerin için müteşekkirim...
Saygılarımla...
ermanaygün
09-05-2009, 07:38
Ermancım eline sağlık bir açık daha kapandı bu hızla gidersen sorulacak soru bulamayacağız:)
Umut kardeşim ben teşekkür ediyorum güzel sözlerine. Açıklarımızı elele vererek burada birlikte kapatacağız ve optimuma erişeceğiz. Hani 3 ü bir arada varya... Bizde DFC bir aradasını yapacağız:cool:
Saygılarımla...
ermanaygün
09-05-2009, 07:39
Arkadaşlar tilapia balığı yavrularında balık unu yerine soya unu kullanılarak beslenip elde edilen sonuçların yer aldığı bir araştırma ve sonuçlar gerçekten çok ilginç bu pdf dosyayı indirip incelemenizi öneririm.
Buraya tıklayın indirin. (http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/15/188/1562.pdf)
Vedat abi güzel yakalamışsın makaleyi. Ben okudum faydalı bir ararştırma... Arkadaşlara da tavsiye ediyorum okumalarını...
ermanaygün
09-05-2009, 07:40
Alanin
Alanin bir alfa-amino asittir ve kimyasal formülü HO2CCH(NH2)CH3’ tür. Molekül ağırlığı 89.1 g/mol’dür.
Doğada L-alanin ve D-alanin olmak üzere iki farklı formu bulunmaktadır. L izomeri, 20 temel aminoasitten biridir, yani proteinin ana taşlarındandır. Kodları GCU, GCC, GCA ve GCG şeklindedir. Polar olmayan amino asitler sınıfındadır.
Proteinlerin yaklaşık olarak %7.8'i alanin yapıtaşlarından oluşur. D-alanin, bazı bakterilerin hücre duvarlarında ve peptit antibiyotiklerin yapılarında bulunmaktadır.
Yapısı:
Alaninin alfa-karbon atomları metil (-CH3) gruba bağlanırlar. Bu da, alanini molekül yapısıyla ilgili olarak en basit amino asitlerden biri haline getirir ve alifatik aminoasit olarak sınıflandırılmasına yol açar. Alanindeki metil grup reaktif değildir ve bundan dolayı tamamen protein fonksiyonlarına sahip değildir.
Besin kaynakları:
Alanin temel aminoasitlerden değildir. Diğer bir deyişle, insan vücudunda üretilebilir ve besinlerle direk almaya gerek yoktur. Alanin bir çok gıdada bulunur, fakat ette çok fazla miktarlarda bulunur.
Alanin içeren besinler şunlardır:
Hayvansal Kaynaklar: Et, su ürünleri, kazein, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, jelatin, süt albümini.Bitkisel Kaynaklar: Fasulye, kabuklu yemiş, soya, çekirdek, bira mayası, kahverengi pirinç kepeği, mısır, baklagiller, tahıllar.
Biyosentezi:
Alanin, insan vücudunda pürivat ve valin, lösin, izolösin gibi dallanmış zincir içeren amino asitlerden üretilebilir. En yaygın olarak, alanin pürivatın indirgeyici aminasyonuyla üretilir. Transaminasyon tepkimelerinin tersinir ve pürivat yayıcı olmasından dolayı, alanin kolayca oluşur. Böylece glikoliz, glukoneojeniz ve sitrik asit döngüsü gibi metabolizma yolları kapanmış olur. Aynı zamanda, alanin laktatla beraber artar ve alanin döngüsünden kaynaklı proteinden glukoz üretir.
Kimyasal sentezi:
Rasemik alanin, amonyum kloridle asetaldehit yoğunlaşması sonucunda hazırlanabilir. Bu süreçte, ortamda potasyum siyanit olmalıdır. Bu Strecker tepkimesidir.
Arginin
Arginin (Arg,R) bir alfa-aminoasittir. Molekül ağırlığı 174.2 g/mol ve molekül formülü C6H14N4O2'dir. Sistematik ismi 2-amino-5-(diaminometiliden amino) pentanoik asit’tir.L-arginin, doğada bulunan proteinlerin yapısını oluşturan 20 aminoasitten biridir. Kodları, CGU, CGC, CGA, CGG, AGA ve AGG şeklindedir. Memelilerde, bireyin organizmasının gelişim safhasına ve sağlık durumuna bağlı olarak yarı temel aminoasit ya da koşullu aminoasit olarak sınıflandırılır. Bebekler yeterli miktarda arginin sentezleyemediklerinden, ihtiyaçları olan arginini besinsel olarak dışarıdan almaları gereklidir. Arginin, 4 karbon alifatik düz bağ içerir. Bu bağın uzun yan zinciri hidrofobik özellik taşımasına rağmen bu yan zincirin ucunda bir guanidyum grubu bulunmaktadır. 12.48’lik bir pKa‘ya sahip olan guanidyum grup nötr, asidik ve hatta bir çok bazik ortamda bile pozitif yüklüdür. Böylece guanidyum grup, alaninin temel kimyasal özelliklerini ortaya koyar. Çift bağ ve nitrojen yalnız elektron çiftleri arasındaki konjugasyondan dolayı pozitif yükler bir çok H-bağı oluşturarak delokalize olurlar.
Besin kaynakları:Arginin, temel amino asitler sınıfında değildir; insan vücudunda üretilebilir ve direk gıdayla alınması gerekmez. Fakat biyosentetik döngüde yeterli miktarda arginin üretilmez ve bir kısmı beslenme yoluyla tüketilir. Iyi beslenmeyen ve bazı fiziksel sorunları olan bireylere arginin içeren gıdalar tüketmeleri önerilir.
Arginin çeşitli gıdalarda bulunur. Bunlar:
• Hayvansal kaynaklar: Süt ve süt ürünleri (yoğurt, peyniraltı suyu proteini içecekleri, beyaz peynir, rikotta), sığır eti, kümes hayvanları eti (tavuk, hindi), sülün, bıldırcın, su ürünleri (pisibalığı, ıstakoz, salomon, karides, salyangoz, tuna).
• Bitkisel kaynaklar: buğday tohumu ve unu, esmer buğday, granol, yulaf unu, kabuklu yemiş (hindistancevizi, ceviz, kaju, badem, fındık, fıstık), çekirdek (ayçiçeği, susam, balkabağı), bezelye, soyafasulyesi.
Biyosentezi:
Arginin, sitosolik enzimlerinin ardışık olarak argininosükinat senteziyle (ASS) ve argininosükinat liyazıyla (ASL) sitrülinden sentezlenir. Her arginosükinat molekülünün sentezi için ATP’den (adenosin trifosfat) AMP (adenosin monofosfat) hidrolizi gerekir. Bu yüzden bu sentezleme enerji bakımından masraflıdır.
Sitrülin, farklı kaynaklardan türetilebilir.
• Nitrik oksit sentezi (NOS) ile argininden,
• Prolin ya da glutamin/glutamat katabolizmasıyla ornitinden
• DDAH ile asimetrik dimetilargininden (ADMA)
Arginin, glutamin ve prolin bağ yapma yolları çift yönlüdür. Böylece, bu amino asitlerin kullanımı ya da üretimi hücre tipine ve gelişim evrelerine bağlıdır.
Tüm vücut bazında, arginin sentezi böbrek-bağırsak ekseninde gerçekleşir. Bu bölgelerde, glutamin ve glutamattan sitrülin üreten ince bağırsak epital hücreleri böbrek proksimal tübül hücreleriyle işbirliği içindedir. Böbrek hücreleri, sitrülini döngüden çıkarıp arginine çevirir. Sonuç olarak, bağırsak ya da böbrek fonksiyonlarının zayıflaması endojen arginin sentezini azaltır, ve besinle alınması gereken miktarı artırır.
Sitrülinden arginin sentezi diğer hücrelerde de düşük değerlerde gerçekleşebilir. Sitrülin NoS kataliz tepkimelerinin yan ürünüdür ve sitrülin-NO veya arginin-sitrülin yollarını izleyerek arginine dönüşebilir. Bir çok hücrede, NO sentezini destekleyerek belli bir dereceye kadar argininin yerini tutabilir.
İşlevi:
Arginin hücre bölünmesinde, yaraların iyileşmesinde, vücuttan amonyak atılmasında, bağışıklık sisteminde ve hormonal dengede önemli bir rol oynar.
Gıdalarla alınan L-argininin yararları ve işlevleri aşağıdaki gibidir:
• Nitrik oksit sentezinde uyarıcıdır.
• Vücutta, yaşlanmayı önleyen en önemli hormonların salgılanmasını artırır.
• Bağışıklık sistemini geliştirir.
• Kalp hastalıkları riskini azaltır.
• Kas kütlesini artırır.
• Adipoz doku vücut yağlarını azaltır.
• isülin duyarlılığını geliştirmeye katkıda bulunur.
• Erkeklerde kısırlık riskini azaltır.Kan dolaşımını hızlandırır.
Fenilalanin
Fenilalanin (Phe, F) bir alfa-amino asittir. Formulü HO2CCH(NH2)CH2C6H5 'dir ve molekül ağırlığı 165.19 g/mol’dür. Sistematik adı 2-Amino-3-fenil-propanoik asittir.
Fenilalanin, anne sütünde, bazı bitkilerde ve mikroorganizmalarda bulunur. Üretilen formları yiyecek ve içecek ürünlerinde kullanılır ve besin takviyesi olarak ağrı kesicilerde ve ntidepresanlarda kullanılır. Esansiyal bir amino asittir. Benzil yan zincirlerinin hidrofobik doğasından dolayı polar değildir. L-fenilalanin kodonları UUU ve UUC şeklindedir. Beyaz, toz halinde bir katıdır. L-fenalalanin (LPA) elektriksel olarak nötr bir amino asittir. Protein yapısındaki 20 temel aminoasitten biridir ve DNA tarafından kodlanır.
Biyosentezi:
Memelilerde, anne sütü fenilalanin bakımından zengindir. Aynı zamanda, bitkiler ve mikroorganizmalar prefenattan (şikimat reaksiyonu gidiş şekli) üretebilirler. Prefenat, fenilpürivat vermek için hidroksil grubunu kaybederek dekarboksile olur. Bu türler, fenilalanin ve alfa-ketoglutarat oluşturmak için glutamatı nitrojen kaynağı gibi kullanarak transamine olurlar.
Diğer biyolojik rolleri:
L-fenilalanin L-triosine de çevrilebilir. L-triosin de DNA tarafından kodlanan bir amino asittir ve daha önceden dopamin, noradrenalin ve adrenaline çevrilmiş olan L_DOPA’ya dönüştürülür. Fenilalanin, aynı aktif transport kanalında triptofan gibi kullanılır ve serotonin üretimini engeller. Lignin, fenilalaninden ve triosinden türer. Fenilalanin, fenilalanin amonya liaz enzimiyle sinnamik asite çevrilir.Genetik bir hastalık olan fenilketonüri (PKU) fenilalanin metabolizmasını engeller. Bu hastalığı taşıyan bireyler fenilalanin tüketiminden kesinlikler kaçınmalıdırlar. Bu besinsel kısıtlama, kanında fazla derecede fenilalanin bulanan hamile kadınlara uygulanır. PKU taşıyıcıları, fenilalanin çoğalmasını kontrol almak için aldıkları proteini takip etmelidirler. Fenilalaninin gıda olmayan kısmı yapay tatlandırıcı aspartamdır. Bu bileşik, vücut tarafından bir çok kimyasala parçalanır; fenilalanin de yan ürünlerden birisidir. Fenilketonürilerin protein ve buna benzer gıdaların vücuda alımıyla ortaya çıkan parçalama problemleri daha az şiddetle de olsa aspartam sindiriminde de su yüzüne çıkar. Bir çok ülkede, aspartam içeren ürünlerin üzerinde bir uyarı bulunması zorunludur.D- ve DL-fenilalaninD-fenilalaninin (DPA) doğal olmayan streoizomerleri geleneksel organik sentezlemeyle üretilebilir ya da tek enantiomer veya rasemik karışım bileşeni olarak üretilir. İşlem gören ve yaşlanmış proteinlerde bulunur. Proteinlerde az miktarda bulunmasına rağmen protein sentezine katılmaz. Bazı D-amino asitler (D-fenilalanin gibi) farmakolojik aktiviteler gösteriyor olsa da, biyolojik fonksiyonları belirsiz kalır.DL-fenilalanin, ağrı kesici ve antidepresanlar için besin takviyesi olarak satılır. DL-fenilalaninin ağrı kesici görevi, karboksipeptidaz enzimiyle enkefalin indirgenmesinin D-fenilalaniniyle bloklanması olarak açıklanabilir. DL-fenilalanin mekanizmasının antidepresan etkisi L-fenilalaninin nörotransmit, nöroinefirin ve dopamin sentezinde uyarıcı rol oynamasının bir sonucu olabilir.
Metiyonin
Metiyonin yağların işlenmesine ve yakılmasına yardım eden, vücutta üretilemeyen gerekli aminoasitlerdendir. Bu aminoasit ilk olarak 1922 yılında kazein proteininden izole edilmiştir. İnsan vücudu tarafından sentezlenemediği için, beslenme yoluyla dışarıdan temin edilmesi şart olan temel aminoasitlerden biridir. Metiyonin diğer aminoasitler gibi proteinlerin başka pozisyonlarında da yer alabilmektedir, fakat protein sentezi esnasında ilk eklenen aminoasit her zaman metiyonindir. Metioninin insan metabolizmasına birçok faydası vardır. Bunlardan bazıları şöyledir:
Metiyonin lipotropiktir yani karaciğerin yağları işlemesine yardım eder. Diğer lipotropikler kolin, inositol ve betaindir. Lipotropikler vücuttan toksinlerin atılmasına, karaciğerde yağ toplanmasını engelleyerek karaciğerin düzgün çalışmasına yardım eder.
Vücudun doğal antioksidanı glutationun üretimi için gerekli olan sülfürü içerir. Ayrıca vücutta sülfür içeren, vücuttan toksinlerin atılması, sağlıklı dokuların oluşturulması ve kalp sağlığı için önemli diğer iki aminoasit, sistein ve taurinin üretimi için metiyonin gereklidir.
Metiyonin, kaslarda bulunan ve kaslara hareket etmek için ihtiyaç duydukları enerjiyi sağlamada görevli, kısa ve yoğun antremanlarda atletik performansı artıran kreatinin üretiminde de yer alır. Kreatin bütün kaslar için gereklidir. Kalp kaslarının normal çalışması ve dolaşım sisteminin sağlığı için de gereklidir.
Cilt, tırnak ve bağ doku oluşumlarının 3'te 1'ini teşkil eden kolajen üretimi için metiyonin gerekir.Metiyonin iltihaplanmaya neden olan histamin maddesinin azaltılmasına yardım eder.AIDS hastalarında metiyonin miktarının düşük olduğu tespit edilmiştir.Araştırmalar metiyoninin pankreas iltihabı, idrar yolları enfeksiyonları ve Parkinson hastalığının tedavisinde yardımcı olabileceğini gösteriyor. Yaban mersini bitkisinde olduğu gibi, metiyonin bakterilerin idrar yollarının duvarlarına yapışmasını ve çoğalmasını önler.Yetişkin bir insanın günlük metiyonin ihtiyacı 800-1000 miligram arasıdır. Aşırı doz metiyonin, folik asit, B6 ve B12 vitaminleri de yeteri kadar alınmazsa, kalp hastalıklarıyla ilişkili homosistein maddesinin üretimini artırabilir. Uzun süre günde 2 grama kadar metiyonin takviyesinin herhangi bir yan etkisi rapor edilmemiştir. Eğer metiyonin takviye olarak alınacaksa, kolin ve inositol ile miktarları dengelenerek alınması tavsiye edilmektedir.
Metionin Kaynakları
Metionin içeren yiyecekler meyveler, et, sebzeler, fındık ve baklagillerdir. Ispanak, yeşil bezelye, sarmısak, bazı peynirler, mısır, antep fıstığı, mahun cevizi, fasulye ve tofu zengin oranda metionin içerirler
Lisin
Lisin (Lys, K) bir alfa-aminoasittir. Kimyasal formülü HO2CCH(NH2)(CH2)4NH2 ve molekül ağırlığı 146.188 g/mol’dür. Sistematik adı 2,6-diaminoheksanoik asittir. Kodları AAA ve AAG şeklindedir. İnsan vücudunda sentezlenmez, bu nedenden dolayı esansiyel bir aminoasittir.
Lisin, arginin ve histidin gibi bazdır. Genelde epsilon-amino grubu hidrojen bağlarına katılır ve katalizde genel bir baz olarak bulunur.
(Yaygın post-translasyonel değişimler epsilon-amino grubun metilasyonunu (metil-, dimetil-, and trimetillisin oluşturarak) içerir. Sonraki değişim kalmodulinde gerçekleşir. Lisindeki diğer bir post-translasyonel değişim asetilasyon ve ubikitinasyon proseslerini içerir.)
BiyosenteziEsansiyel bir aminoasit olan lisini hayvanlar sentezleyemez. Bitkiler ve mikroorganizmalar ise aspartik asitten sentezlerler. Kapak zincir reaksiyonu, delta1-piperidin-2,6-dikarboksilata indirgenen dihidropikolinat oluşturur. Heterosikliğin açık halkasında lisini meydana getiren pimelik asit türevleri görülür.
Lisin biyosentezine katılan enzimler şunlardır:
Aspartokinaz
Beta-aspartat semialdehit dehidrojenaz
1. Dihidropikolinat sentaz
2. delta1-piperidin-2,6-dikarboksilat dehidrojenaz
3. N-sukkinil-2-amino-6ketopimelat sintaz
4. Sukkinil diaminopimelat aminotransferaz
5. Sukkinil diaminopimelat desukkinilaz
6. Diaminopimelat epimeraz
7. Diaminopimelat dekarboksilaz
Memelilerde, alfa-ketoglutarat başlangıç transaminasyonu sayesinde asetil-CoA üretmek amacıyla lisin metabolize olur.Dekarboksilasyonla, lisinin bakteriyel parçalanması sonucunda kadaverin çıkar. Sentetik ve rasemik lisin sentezi kaprolaktamla başlar.
Besin Kaynakları
Bir insanda günlük lisin ihtiyacı 1-1.5g’dır. Lisin, tüm tahıllarda limitleyici aminoasittir.Lisin içeren bitkiler şunlardır: Soya fasulyesi, su teresi, sukabağı, keçiboynuzu, fasulye, kabuklu yemiş, kuşkonmaz, ıspanak, horozbibiği çiçeği, Karaman kimyonu, acı bakla, mercimek.
Lisin kaynakları genelde protein bakımından zengin olan besinlerdir. Bunların içinde et (kırmızı et, domuz eti ve tavuk eti), peynir, balık ve yumurta da vardır.
Valin
(Val,V) proteinleri oluşturan 22 aminoasitten biridir. İsmini "valerian" isimli bitkiden almıştır. Beslenme açısından dışarıdan alınması zorunlu (esansiyel) olan aminoasitlerdendir.Orak hücreli Akdeniz anemisinde hemoglobinlerde, bir mutasyon sebebiyle valin, hidrofilik(suyu seven) olan glutamik asidin yerini almıştır. Fakat valin hidrofobik olduğu için hemoglobin olması gerektiği şekilde üç boyutlu yapısına katlanamaz ve alyuvarlar içinde kristalize olur. Valin, yan zinciri her hangi bir yük taşımadığı için nötr bir aminoasittir.1994 yılında en büyük beş sigara üreticisi firma tarafından yayınlanmış olan bir rapora göre valin sigara içerisine eklenen 599 maddeden biridir. Diğer birçok madde gibi sigara içine niçin eklenildiğine ilişkin bir bilgi yoktur. Ancak son araştırmaların gösterdiği sonuca göre valin, karaciğerden fazla nitrojenin atılmasına ve nitrojenin diğer dokulara taşınmasına yardım eder.
Valin KaynaklarıValin açısından zengin olan besinler et, süt ve süt ürünleri, mantar, yer fıstığı, balık, susam, soya ürünleri ve mercimektir. Genelde valin ihtiyacı günlük diyetle karşılanır.
Valinin İşlevleri
Valin dallı zincirli aminoasittir. Dallı zincirli aminoasitler grubundaki izolösin ve lösin aminoasitleriyle beraber büyüme, dokuların tamiri, kan şekerini düzenleme ve vücuda enerji sağlama fonksiyonlarında görev alır.Valin merkezi sinir sisteminin düzgün çalışması için önemlidir.Yoğun antrenman esnasında valin vücudun enerji ihtiyacını glikozdan karşılamasına yardım ederek enerji için kasların kullanılmasını yani kasların yakılmasını önler.Valin karaciğerden fazla nitrojenin atılmasına ve gerektiğinde nitrojenin diğer dokulara taşınmasına yardım eder.Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarının tedavisine yardım eder.Beyin hastalıklarının, alkolden kaynaklanan beyin hasarlarının tedavisinde yardımcı olabilir.
Valin vücutta üretilmediğinden gıda yoluyla alınmalıdır.
Akçaağaç balı idrar hastalığında lösin, izolösin ve valin aminoasitleri metabolize edilemez (yıkımı gerçekleştirilemez). Bu hastalığa bu ismin verilmesinin nedeni hastaların idrarının akçaağaç balı gibi kokmasıdır.Valin eksikliği sinirleri kaplayan miyelin dokuyu etkileyebilir ve sinirsel problemler ortaya çıkabilir.Düşük proteinli diyetle beslenenler valin takviyesi almayı düşünebilirler. Valin diğer dallı zincirli aminoasitler izolösin ve lösinle beraber alınmalıdır. 2 gr lösin ve valin 1 gr izolösinle birlikte alınmalıdır.Aşırı dozda valin takviyesi cilt problemlerine ve halüsinasyonlara neden olabilir. Karaciğere rahatsızlık verebilir, amonyak miktarını artırabilir.Karaciğer ve böbrek sorunları olanlar bir uzmana danışmadan valin kullanmamalılar
Treonin
(Thr, T) canlıların yapısında yaygın olarak bulunan 20 aminoasitten biridir. Beslenme açısından insanların yiyecekler yoluyla dışarıdan almaları gerekli olan esansiyel aminoasitlerdendir. Treonin vücuttaki uygun protein dengesinin kurulmasına yardımcı olarak normal gelişimi sağlayıcı etkiye sahip önemli bir aminoasittir. Treonin ayrıca vücuttaki kardiyovasküler, karaciğer, bağışıklık ve merkezi sinir sistemlerini destekler.Kalp, merkezi sinir sistemi ve iskelet kaslarında bulunan bir aminoasittir. Sara nöbetlerinin kontrolünde treonin devreye girer.
Treonin insan vücudu tarafından sentezlenemediği için, dışarıdan beslenme yoluyla alınması hayati önem taşımaktadır. Bir çok proteinden temin edilebilmektedir. Fakat bitkiler ve mikroorganizmaların çoğu aspartik asitten yola çıkarak treonin sentezleyebilme yetisine sahiptirler.
Treoninin İşlevleri
İnsan metabolizmasında kolajen, elastin (protein çeşidi) ve kas dokularının yapımından görevli iki aminoasit olan glisin ve serinin sentezi için treonin gerekmektedir. Treonin vücuttaki bağ ve kas dokularının güçlü olması ve elastikiyeti için gereklidir. Bunların yanı sıra kemik ve diş yapısının yapımına katkısı olur ve bir takım yaraların ve enfeksiyonların iyileşme sürecini hızlandırıcı etkiye sahiptir.
Aspartik asit ve metiyonin aminoasitleri ile birleşerek lipotropik fonksiyon oluşturarak karaciğere yardımcı olur ve yağların sindiriminde etkili olur. Vücutta yeteri miktarda treonin bulunmadığı durumlarda, yağ sindirimi verimlilikle gerçekleştirilemez ve karaciğerde yağ tabakaları birikimi gözlenir. Bu durum da karaciğer yetersizliğine yol açabilmektedir.
Treonin, antikor üretimine katkı sağlayarak bağışıklık sistemini destekler. Merkezi sinir sisteminde yoğunlukla bulunması nedeniyle bazı depresyon türlerinin tedavisinde kullanılabilmektedir. Amyotrofik lateral skleroz (ALS- merkezi sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin kaybından ileri gelen bir hastalık) rahatsızlığının tedavisinde de kullanılır, çünkü treonin merkezi sinir sistemindeki glisin seviyesinde artış sağlamaktadır. Araştırmalar treonin takviyesinin multipl skleroz (sinir ve kas fonksiyonlarını etkileyen özbağışıklık hastalığı) rahatsızlığının semptomlarının azaltılmasında etkili olduğunu göstermektedir. 1992 senesindeki araştırmaların sonucuna göre, günlük 7.5 mg treonin takviyesinin, spastisitede (kasların aşırı gerginliği durumu) düşüş sağladığı gözlemlenmiştir.
Treonin Kaynakları
Treonin esansiyel aminoasittir, yani günlük diyette mutlaka alınması gerekmektedir. Zengin treonin içeriğine sahip olan yiyecekler peynir, et ve balık ürünleri, mercimek ve susamdır. Dengeli beslenme treonin eksikliğini önlemekte yeterli olmaktadır. Ancak vejetaryenler treonin ihtiyaçlarını bu besinlerden sağlayamadıkları için treonin takviyesine ihtiyaç duyabilmektedirler. Treonin çoğunlukla ette bulunmaktadır ve bakliyatlarda bulunan treonin miktarı çok düşük seviyelerdedir. Treonin eksikliğinin belirtileri, duygusal çalkantılar, sindirim bozuklukları ve karaciğer yağlanması olarak görülmektedir. Treonin, protein tozları/barları, aminoasit tabletleri gibi birçok protein takviyeleri ile de alınabilmektedir. Günlük dozu 103-150 mg'dır. Doz aşımının yol açtığı vücutta biriken aşırı treonin, karaciğer fonksiyonlarını tahrip eder ve aşırı üre üretimine yol açar. Bu durum da vücutta amonyak zehirlenmesine
Konu içerikleri hammadeler .com'dan alıntıdır.
Hürkan çok faydalı bir paylaşım olmuş. Eline sağlık bu konunun altına açman dahada güzel oldu.
Saygılarımla...
ermanaygün
09-05-2009, 07:45
Erman bey öncelikle elinize sağlık.Ben amino asitleri ve vitamini balıklrarıma bir markanın hazırlamış olduğu özeltiden prospektüsü doğrultusunda veriyorum.Ama şu var doğada hiç dana görmemiş bir balığa bu hayvanın yüreğini vermek bana ters geliyor.
Buradan hareketle yüreği menüden çıkardık ve kuru yeme geçiş yaptık.İki balığımız kendini kasarak ve de sağa sola çarparak öldü.Yaptığımız kontroller sonucunda ster yada yem düzenini değişikliğine bağladık.Tekrar mama uygulayacağız ama yürek yok.Karides ve somon ve spiruluna düşünüyoruz.Tabi birde kuru yem ve de canlı yem.
Çünkü dana yüreğinin taze ve de steril olanını pek bulamuyoruz.Malum birde sakatatçılardan aldığımızı düşünürsek ve sakaktatçıda hangi koşullarda ve ne kadar sürede beklediğini düşünürsek.Haklılık payım var galiba.
Başımın belası bir iç parazit yüzünden bir sürü ezberimi bozdum.Bakalım gelecek bende diskus adnına neler getirecek.Bu açıdan tercümeleriz bizi yön vermiyor değil.Tekrar teşekkürler.
Bir lisan bir insan.İki lisan iki insan.Fatih Sultan Mehmet 7 dili küçük yaşta bedava öğrenmedi;)
Mustafa Bey, ince cümleleriniz için teşekkür ediyorum. Yürek konusu ; Evet doktrinde ayrışma var discus besleyenler arasında. Doğruyu hep beraber araştırıp deneyip bulacağız. Bu markanın hazırlamış olduğu diye bahsettiğiniz şeyi tavsiye etmem. Sentetik herşeye karşıyım ben. ;) Onun yerine bir balıkçıdan balık içi alın onları verin. Aman dikkat suyu kirletmeyin... :o
Saygılarımla...
mustafaburuk
09-05-2009, 13:56
Doğal olarak hazırlandığını sanıyordum.Balık içi derkan? Havyar gibi mi?
ermanaygün
09-05-2009, 18:35
Doğal olarak hazırlandığını sanıyordum.Balık içi derkan? Havyar gibi mi?
Dişi balık içinde yumurtaları evet. Erkek balık içi; beyaz renkte bir kısım, her iki cins içinde vişne çürüğü renginde karaciğer. Sakın yanlış anlaşılmasın, bağırsak ve benzeri kısımları vermiyoruz. :cool:
Dişi balık içinde yumurtaları evet. Erkek balık içi; beyaz renkte bir kısım, her iki cins içinde vişne çürüğü renginde karaciğer. Sakın yanlış anlaşılmasın, bağırsak ve benzeri kısımları vermiyoruz. :cool:
Hazırladığı yeme balık yumurtası eklenebildiğini duymuştum karaciğerin özellikle kullanıldığını bilmiyordum... Çok faydalı bir makale olmuş yine, teşekkür ederiz Erman Bey:)
ermanaygün
12-05-2009, 15:12
Hazırladığı yeme balık yumurtası eklenebildiğini duymuştum karaciğerin özellikle kullanıldığını bilmiyordum... Çok faydalı bir makale olmuş yine, teşekkür ederiz Erman Bey:)
Alakanıza biz teşekkür ediyoruz Gülay Hanım:cool:
Ben faydasını görüyorum balık içi karaciğerin, gerçi elime alıp hiç incelemedim ne var ne yok içinde ama, genede faydalı gibi gibi... icon_lol İncelenmişinin analiz sonuçlarını bulursam eklerim buraya...biggrin
İçerikleri Hürkan Bey, tilapialarla yapılan çalışmayı da Vedat Bey eklemiş. Bir de karaciğerin analiz sonucu buraya eklenirse bence hepsini birleştirip yeni bir makale yazmanız gerekecek Erman Bey...icon_lol
ermanaygün
12-05-2009, 15:33
İçerikleri Hürkan Bey, tilapialarla yapılan çalışmayı da Vedat Bey eklemiş. Bir de karaciğerin analiz sonucu buraya eklenirse bence hepsini birleştirip yeni bir makale yazmanız gerekecek Erman Bey...icon_lol
Okuyucudan talep gelirse hazırlarız tabikide Sn. Gülay Hanım:cool:
Sizin şirkettede ne var ne yok bütün dillere çevirir, kitap kaline getirir sonrada Heiko gibi dünyayı dolaşırız.icon_lol Soranlarada kitabımda var ordan okuyun deriz... icon_lol
Ama konferans sonunda mutluluk fotoğrafları çektirmeyi de ihmal etmemek lazım...icon_lol
ermanaygün
12-05-2009, 23:36
Ama konferans sonunda mutluluk fotoğrafları çektirmeyi de ihmal etmemek lazım...icon_lol
Valla bilemiyeceğim Gülay Hanım! Tamer kardeşimiz çektirmiş fotoğrafı.:cool: Konuya o açıklık getirecektir zannımca. Zira fotoğraf konusundaki prensiplerimi biliyorsunuz...:cool:
Valla bilemiyeceğim Gülay Hanım! Tamer kardeşimiz çektirmiş fotoğrafı.:cool: Konuya o açıklık getirecektir zannımca. Zira fotoğraf konusundaki prensiplerimi biliyorsunuz...:cool:
Fotograf sadece anıdır, bir araya geldiğim bir çok arkadaşımla web siteme eklediğim diğerleri gibi oda bir fotograf işte..:)
Tabi ki sizler daha tecrübeli üstadlarsınız ama ben ne zaman yürek vermeye başladıysam hep iç parazit uzayıp giden beyaz dışkılarla karşılaştım.Sonunda yürek vermekten tamamiyle vazgeçtim. Protein ihtiyacını protein oranı yüksek kuru yemlerle karşılamaya çalışıyorum.
Severek izlediğiniz büyüttüğünüz balığınızın gözlerinizin önünde yemden kesilmesi çekilip bir köşeye durması , kararması kadar ACI VEREN birşey varmı ki arkadaşlar.
Discusa geçmeden önceki tecrübelerimde bir tek BLOOT a çare bulamadım ( Malawi ) ( kimse de bulamıyor zaten )
Şimdi de discus bağırsak parazitine yakalanıp ön evresini geçirdikten sonra yemden kesilme anı başlayınca kurtulma olasılığının kalmadığını düşünüyorum. Bundan sonraki ilaç tedavisi çoğunlukla şansa kalmış.
Yürek vermemeye başladıktan sonra daha az üzülmekteyim.
Saygılarımla
Evet şimdi dana yüreği ne oldu kulanmıyomuyuz, kullanıyormuyuz yemlemenin temel başlığı ev yapımı mamada dana yüreği silinip tekrarmı düzenlenecek,kafam duman oldu.[ yardım yardım?}
Discusmania
23-05-2009, 20:35
Ben şahsen dana yüreği kullanmakta mahsur görmüyorum, tabiiki ölçülü ve dikkatli olmak kaydı ile, biraz açarsak, yürek suyu oldukça kirleten bir yem, akvaryumun içine bolca yüreği boca etmemek gerek, bir de sürekli yürek ile beslememek gerek, kendi uygulamam sabah az akşam az yürek vermek, balıkların ağzında yüreğin tadı kalacak şekilde vermek, bir sıkıntıda yüreği verdikten sonra artık kalmaması (az verilirse zaten kalmıyor) her bir yemleme sonrası kalan yürek artıkcıkları birikip birikip akvaryumda patojen maddler birikmesine vesile oluyor, günlük dip çekimi , temizliği su değişimi yapılan ve yürekle az yemleme yapılan tanklarda iç parazit görünme olasılığı çok azdır.
vBulletin v3.8.1, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.